Yorumlar

Sevigili Pelin; Koçluk eğitimi ve konuşma günlükleri benim için çok farklı ve hayal edebileceğimizn çok üstünde tecrübeler oldu ve olmaya devam ediyor. Her seans yeni keşifler ve bilgiler ile dolu; adım adım aydınlandığımı ve yüzkelşmelerimle daha donanımlı ve iyi bir insan haline geldiğimi görüyor ve hissediyorum. Sahip olduğun enerjini ve bilgini cömertçe benimle ve grup arkadaşlarımla paylaştığın için hem teşekkür ediyorum hem de sahip olduğun bu öğretme/öğrenme hevesiyle ben de motive oluyorum. Bana kattığın değerlerle hayat yolculuğumda daha iyi ve güvenli bir insana dönüşmemdeki katkın için teşekkür ederim. Bu yazdıklarım bir arkadaşın hatıra defterine yazar gibi görünse de çok seviyeli bir profeyonellik içeriyor ve dolayısıyla hoş sohbetlerden ziyade bana bilgi ve değer katıyor. iyi ki yollarımız kesişmiş ve koçluk eğitimi, grup koçluğu, psikoloji konularındaki tüm katkılarına nail olabildim. Başarılarının devamını dilerim.

Şermin Palamutcu

Mutlu olmayan insanların  Mutluymuş gibi davrandığı şu dünyada kendimize  dışardan bakarak  gerçekleşlerle yüzleşmenin  tam  zamanı. Bizi yolumuzda ilerlememizi engelleyen, önümüze ket koyan kendimizden başkası değil. Pelin Narin Tekinsoy  ile kafamda bir sürü cevaplamamış sorunun olduğu, bu sorulara kendimce cevaplar üretip geçeklerle alakası olmayan senaryolar  yazarak iyice çıkmaza girdiğim zamanlarda tanıştım.  Yaklışık 2 sene kadar süreyle koçluk çalıştık. Kendime dışardan bakmaya ve gerçekleri değerlendirme  görüşüne sahip oldum.  Hayatım da pek çok değişiklik beraberinde geldi . Hiç kolay değil di çok zorlandım. Ancak Pelin ile birlikte  seanlarda zorlukları inceleyerek bunları anlamak üzerinde durduk. Pek çok  olayın  kendi kendime  ürettiğim  korkulardan dolayı  başıma geldiğini fark ettim ve bunları  gerçek olup olmadıklarımı  sordum.  Bir çok korkumuM sebeplerini  bularak  bunları değitirdim.    Sevgiyi dengeli bir şekilde  almaya ve vermeye başladım . Bu  yolculuğumda  yanımda olup  yolumu aydınlattığı için ona teşekkür ederim.  Daha çok  yolumuz var .Aşar mıyız?  Aşarız. Kolaylıkla ve sevgiyle olsun.

Sinan Almaç

2013 Senesinde aldiğım yaşam koçluğu eğitimim uzun yıllar amatör kendi çevremde sınırlı kaldı.Bu zaman zarfında aldığım olumlu dönüşümler, işinin ehli profesyonel bir eğitimci arayışım ve “iyi ki” dediğim Pelin Narin Tekinsoy ile yolumun kesişmesi dönüm noktam oldu. Pelin Koçum afili cümlelerle ifade edilmeye yetmeyecek bir kimlik ve eğitmen.Kendi adıma sadece koçluk eğitimi aldığımı düşünmüyorum.Hayatı nasıl yorumlamam gerektiğini, dün bu gün ve yarın eksenindeki yaşattığı uyanışlarım, önce kendini sonra insanlari nasıl etkin dinlemem gerektiğini, bildiklerimin içinde aslında bilmediğim veya başka olasılıklarımın olduğunu bizzat deneyimledim.Eğitim ise o kadar genis ve tatmin ediciydiki diğer arkadaşlarım gibi ben de hiç bitmesin istedim.Öğrendiğimiz tüm bilgileri egzersizlerle pekiştirirken her birimiz hayatımıza dair büyük çözülme ve iç görü sahibi olduk.Eğitim sonrası yeni yolumda devam eden desteği, bir taraftan şefkat doluyken diğer taraftan da kendi gücümden beslenmeye itici güç sağladı. Ben işinin ehli Profesyonel yetkinliğe sahip eğitmen aradım, bununla birlikte insan kimliğinde şeffaflığını, maneviyatını, samimiyetini koruyan bir insana denk geldiğim için ayrıca kendimi şanslı adlediyorum. Gerek kendisini arıyan, gerek ise yolunu arıyan herkesin bir gün Pelin Narin Tekinsoy ile buluşmasını dilerim.

Elmas Uzel

Bi kağıt kalem al.. yaz hayalini dedi.. yazdım. Bi süre sonra hayretlerle izledim yazdıklarım birebir çıkmıştı ve sadece kararsız olduğum kısım farklıydı. Hayal kurunca nasıl da olduğunu gördüm. Sonra çalışmaya başladık birlikte ve beni öfkelendiren her şeyin nasılda eksikliğini hissettiğim duygularımın yansıması olduğunu gördüm. Korkunun ne demek olduğunu öğrenip, korkularımın nedenine anlam vererek onlarla barışmayı öğrendim ve o günden beri arkadaş oldum onlarla.. Çünkü bana göre ben her şey için geç kalmıştım. Ta ki bu düşüncenin korkularımla ilgili olduğunu anlayana kadar..Şimdi hepsinin farkındalığıylla yaşıyorum ve öğrendiklerimle kendimi iyileştirmeye devam ediyorum. Hayaller kurup gerçekleştirmeye devam ediyorum. Halen öğrendiklerimi uygular ve faydasını görürüm. Ve işin en güzel yanı neydi biliyor musunuz? Benim karşımda benim hislerimi hissedip gözlerinden yaş geldiğini görmekti. Samimi ve kalpten… Günümüzde her şeyin ticarete döküldüğü bu devirde Pelin Narin Hanım samimiyetiyle farklıydı benim gözümde.  Kalbiyle yapıyordu işini.. ve bugün ihtiyacım olsa, biliyorum ki hiçbir karşılık beklemeden, araya o yıllar girmemiş gibi destek olur bana. Araya o giren yıllar hiç yokmuş gibi çünkü. Her an kendisi aklımda ve yanımda olmayı başardı çünkü… Seni seviyorum Pelin Narin Tekinsoy,

Selma Büyükdağ

Kişisel gelişimin ucu kaçtığı şu yıllarda duymadığım akım, dinlemediğim seminer, okumadığım guru kalmadığı gibi sevgi yumağı kucaklaşmalarından hırpalanarak çıkanlardan, arabasını satan bilgelerden çekmediğim de kalmadı denebilir. Kiminden mühtiş faydalandım, kimine ise gülüp geçtim. Ama hep yaşamın amacının insanın kendini araması ve hiç bulamayacağını bildiği halde her yeni güne şükrederek zihin beden ruh dengesi yerinde başlaması olduğunu düşündüm. Bir nefeslik dünyada yaşamın ancak sevgiyle güzelleşebileceğine inandım. Yine olanı biteni sorgulamakta, kendi hayatımla ilgili bir yol ayrımına yaklaşmakta ve fakat hangi yöne gideceğime dair en ufak bir fikrim olmadığı bir anda, tabii ki tesadüf değil, karşıma Pelin, daha doğrusu kitabı çıktı. Ne tasarımı, ne yazım tadı değil özü idi beni itekleyen. Sağda solda, onda bunda aradığım yönümü onca zaman bulamamışken kitabın ortalarına doğru aslında yıllarca gözümün önünde duran ve demek ki bu “uyanma” anını bekleyen yeni yönümü de elimle koymuş gibi buldum. Benim için bu bir mucizedir. Ve tabii  kitabı bitirdiğimde tam olarak bir iç kaynaması hissettim. Hani içinizdeki dinamonun çalışmasıyla oluşan yerinde duramama hali, coşkunun damarlardan dışarı fırlama durumu, aşıkken hissedilen ekstra enerji. Pelin ( bu durumda kitaptaki danışmanım), elimden tuttu, yeni yolumda önüme çıkacağını bildiği korkulara karşı vakitlice uyardı, hazırladı, cesaret verdi ve arkamdan hafifçe iteledi. Hakikaten yeni yolumda heyecanla ama titrek adımlarla ilerlerken uyardıkları da bir bir farklı kılıklarda ama şeytan gibi çıktılar karşıma. Korkular!. Pabuç bırakmadım, yürüyorum. Beni bu yola hazırladığı için kitaba, kitap yazmakla kalmayıp  yaşam koçluğu yapan Pelin’e, beni Pelin’e ulaştıran Sinan’a ve kendi hayatımın kaptanı olmayı hep seçtiğim, yeni keşifler için de okyanuslara açılmaya cesaret ettiğim için kendime teşekkür ediyorum. Darısı başınıza.

Fem Güçlütürk

Selamlar ben Murat Bugün sizlere koçluk eğitimim bana neler kattığı anlatacağım. Öncelikle kısaca kendimden bahsedeyim. 43 yasında, 9 senedir evli olan ve eşimle birlikte çocuk özlemiyle tutuşan biriydim. Aile olma konusunda sayısız denemelerimiz olmuş, gitmedik doktor, çalmadık kapı bırakmamış kişiler olmamıza rağmen, bir türlü sonuç alamamıştık. Ve bu süreç bizi oldukça yıpratmıştı. Tam her şeyden vazgeçmişken bir yakınımızın tavsiyesi ile esas çalışma alanı Para Koçluğu olan Pelin Narin ile tanıştık. Açıkçası konusu para olan bir “Koç”un bana ve aileme özellikle de eşime nasıl yardımcı olabileceği, ilk başlarda pek de mantıklı gelmemişti. İlk tanışmamızda sevgili Pelin bize, içtenlikle ve samimiyetle yaklaştı. Kafamda hala birtakım şüpheler varken Pelin’in samimiyeti ve içtenliği bize oldukça güven verdi ve eşimle çalışmalara başladılar. İlk zamanlar benim Pelin’den beklentim, Problemlerimizin çözümünde sihirli bir değnek ile bize yardımcı olacağı yönündeydi. Fakat ilerleyen zamanlarda işlerin böyle yürümediğini ve olaylara bakış şeklimizin, çözüm için etkili şey olduğunu öğrendik. Eşim Burcu için başladığımız koçluk çalışması, her ikimiz için de ilginç hale geldi. Zamanla hayata başka gözle bakmayı öğrendik. Süreç içinde “-her şeyi bilirim, yaparım” diye konuşmalarım, günden güne azaldı. Ben merkezciliğim köreldi. Olaylara daha farkı bakmayı ve değişik fikirler edinmek için başkalarından yardım almaya başladım. Bu bendeki ve ailemdeki değişiklerin ilk adımıydı. Pelin’le çalışmalarımız devam ettikçe, çevremle daha fazla iletişime geçiyor, fikirlerimi daha rahat şekilde ifade ediyordum. Kısacası kendimdeki değişikleri fark eder oldum. Bu da zamanla hoşuma gitmeye ve daha fazla öğrenme isteği oluşmasına sebep oldu. Eşim’e yardım için başladığımız koçluk çalışmaları eşimden daha fazla bana yardımcı oluyordu. Eşimin 10 seansta süreci sonlandırmasına rağmen, ben devam edip 2. kez üzerinden geçerek almaya karar verdim. Çalışmalarda her şey zamanla daha da yerine oturdu ve oturmaya da devam ediyor. Çünkü bu süreç asla bitmiyor ve hala devam ediyor… Bugün ise bir üçüz babası olarak şunu söyleyebilirim ki; hayatımda Pelin Narin ile çalışma, yaptığım doğru kararlardan biri olmuştur ve bu yazıyı okuyan herkese şunu tavsiye ederim ki, hayatınızda her ne olursa olsun ….belki işleriniz yolunda gitmiyor, belki parayı idare edemiyorsunuz, belki sevgi bulamıyorsunuz ……. bunun gibi sayısız zorluğun üstesinden gelemiyorsanız yapacağınız ilk şey değişime önce kendinden başlamanız olacaktır. Ve bunun için yardım alabileceğiniz güvenebileceğiniz kişi Sevgili Pelindir … Bize ve bana kattığın her türlü değer için teşekkürler PELİN iyi ki hayatımızdasın

Murat Almaç

“Hayatımdaki en büyük hedefim spor hayatımda başarıya ulaşmaktı. Kendime tek bir hedef koymuştum ve hedefime teknik olarak hiçbir bilgim olmadan tamamen içsel takiple ulaştım. Daha sonra kişisel gelişim uzmanı arkadaşım Pelin Narin Tekinsoy ile yaptığım çalışmalarla; aslında hedeflerimize doğru ilerlerken çok çetrefilli yollar yerine, doğru ve yerinde birkaç teknik hamleyle çok daha basit ulaşılabilindiğini fark ettim. Hangi iş dalı olursa olsun (keza benimki basketbol idi); iş ve özel hayatımızdaki dengeyi sağlamak adına bir yaşam koçuyla çalışmanın, kişinin her alandaki dengesini sağlamak açısından çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Özellikle sevgili Pelin Narin’in, sporcu geçmişi olan bir kişi olarak, tüm sıkıntıları gönülden anlayıp kişinin sorunlarının derinlerine inip çözebilecek kapasitede bir kişi olduğuna inanıyorum.”

Arzu Özyiğit

İlk profesyonelliğe geçişim bundan 20 yıl onceydı. Farklı bır yer farklı ınsanlarve farklı kültürden kişiler. Tek amaç başarılı olmak, kazanmak ve bır yerlerden tutunabilmek ti. Ben Filiz YÜKRÜK. Ligde bir çok takımda, Milli Takımlarda ve hatta yurt dışında, ülkemi temsil ettim. Bu kararları ve hedeflerimi gerçekleştirirken profesyonel bir yardım almayı bırakın, sezgileriniz ve sadece dışarıdan yönlendirmelerle hareket ediyorsunuz. Bu yüzden ne kadarda başarılı olsanız da hep keşkeleriniz oluyor sız tecrübelendikçe. Son iki yıldır hayatımda yasam kocu Pelin TEKİNSOY var. İki yıllık çalışma surecinde şunu anladım; keşke bu iletişimi çok daha erken alsaydım yada keşfedebilseydim. Tabiî ki Türkiye’de bu çok yeni bir keşif. Avrupa’da bu çok daha geniş ve kullanılan yaygın bir kavram artık. Zannedıyorum ufkumuzu biraz açıp denemekte fayda var. Çünkü sizde benim gibi şokları yasayacaksınız:)

Filiz Yükrük

Affedemeyenlerden misiniz? Önce yabancı bazı dizilerde ve filmlerde gözüme çarptı şu affetme konusu. Sonra bir baktım cümle alem diline dolamış. “Affetmek, affetmek” deyip duruyorlar. Kısaca herkes bir şekilde affetmenin gücünden, faydalarından, hayatınıza katacaklarından vs. bahsediyor. Ama kimse tam olarak nereden başlamanız gerektiğini, kimi veya neyi affetmeniz gerektiğini söylemiyor. Sanki “Onu da sen bul” der gibi lafı dolandırıp duruyorlar. Neyse ki Pelin var… Önce yabancı bazı dizilerde ve filmlerde gözüme çarptı şu affetme konusu. Sonra bir baktım cümle alem diline dolamış. “Affetmek, affetmek” deyip duruyorlar. Kısaca herkes bir şekilde affetmenin gücünden, faydalarından, hayatınıza katacaklarından vs. bahsediyor. Ama kimse tam olarak nereden başlamanız gerektiğini, kimi veya neyi affetmeniz gerektiğini söylemiyor. Sanki “Onu da sen bul” der gibi lafı dolandırıp duruyorlar. Neyse ki Pelin var… Bilmem fark ettiniz mi? Bugünlerde herkesin bir yaşam koçu var. Benimki de Pelin Narin TEKİNSOY. Hem koçum hem arkadaşım. Konusunda uzman, eğitimli, başarılı, inanılmaz enerjik biri Pelin. Geçenlerde sohbet sırasında “Affetme Seminerleri”ne başlayacağını hatta bu konuda bir de yazı yazacağını söyleyince “Hah” dedim, “Nedir, neyin nesidir bu affetme meselesi? Neden herkes affetmekten bahseder oldu? Bir tür moda mı yoksa gerçek bir ihtiyaç mı?” “Dur” dedi. “Önce şu yazımı yazayım, sen de bir oku sonra hala varsa soruların, sorarsın” dedi. Hafta başında yollamış. Hemen hevesle okudum. Bir hayli açık yazmış aslında. Ama mesleki deformasyondan olsa gerek ben yine tutamadım kendimi dizdim soruları. “İnsan önce kendisi için affedebilmeli demişsin ama nerden başlayacağım affetmeye? Yani önce kimi affedeceğim? Şu anda en çok kızgın olduğum kişiyi mi yoksa bu tür şeylere kızmama en başta neden olan başka birini mi? dedim. O da “Önce küçük küçük başlamalı, “kim” olduğu önemli değil” dedi. “İyi de tam olarak nasıl affedeceğim. Alıp elime telefonu “Seni affettim” desem yeter mi? Yoksa önce içimde hazmetmem mi gerek atılan kazıkları” dedim. Güldü. “Hadi bakalım “Seni affettim” demekle olmuyor. Durumu kurtarmak için “–mış gibi” de yapabiliyoruz. Hazmedeyim derken hasta da edebilir insan kendini. Onun yerine atılana kazıklara “takılmak” yerine, onları nasıl kullanacağına bakmak gerekli” dedi. “Affetmeye başlamazsam ruhum kadar bedenim de etkilenebilir mi bu yoğun negatiflikten?” dedim. “Evet. Bilimsel olarak da yapılan çalışmalar neticesinde de bazı kalp ve tansiyon hastalarında olduğu gibi geçmişlerindeki olumsuzluklara takılıp kendilerini hasta ediyorlar” dedi. “Peki affetmek tek taraflı bir işlem mi? Mesela ben seni affettim diyelim. Senin bundan haberin olmalı mı?” dedim. “Beni affettiğini bilmeme reel olarak gerek yok. Çünkü ben seni kırdığımın bile farkında olmaya bilirim. Ama bunu konuşup benimle yapabiliyorsan ballı kaymak” dedi. “Birini hayatımdan çıkarmak için önce onu affetmem mi gerek?”diye sordum. “Bazen hayatımızda kişi ya da kişileri değiştiremeyebiliriz (anne, baba, akrabalar gibi) ama onlarla olan oyunumuzu değiştirebiliriz. Kişilere baktığımız yönü değiştirdiğimizde, hayatımızdaki paylarını değiştiririz. Bu yüzden cevap çok basitçe “EVET”tir” dedi. “Herkes veya her şey affedilebilir mi? Mesela bir taciz mağduru tacizcisini affedebilir mi? Yoksa bazı şeyler “Affedilmez” olarak mı kalmalı?” dedim. “Her şey affedilebilir, çok zor olsa da zaman gerekli. Günümüzde pek çok yöntem ve uygulama var bu konuda yardımcı olduğu bilinen. Zaman akıp gidiyor, geçmişi değiştiremeyiz. Ama gelecek, düşünce ve hislerimizin değişimi ile birlikte şekillenmekte” dedi. Konu affetme olunca aklıma tabii aldatan sevgili ve eşler de geldi. Böyle bir davranışı affetmek mümkün değilmiş gibime geliyor. Ama Pelin “Yenisi bulmakla beraber ‘İyi ki aldatmış” bile diyebilir insan” diyor. Ona göre “Öldürmeyen şey güçlendirir!” Bana göre de…

Sabanur Kıraç

Yaşam yolumuz uzun.. Bu yolda yürürken her ne vasıfla yürüyor olsanız da mesleğiniz, kimliğiniz her ne olursa olsun bazen bir rehbere ihtiyaç duyarsınız. İç sesinizi size dinletir o rehber.. Kendinize saf bir şekilde bakmanızı sağlar. O saflıkta edinilen farkındalıklar hayatınıza yansır hayatınızı değiştirir, dönüştürür.. Bunu rehber değil siz yaparsınız. Rehberiniz sizin sadece elinizden tutar. Ama asıl önemli olan; acaba rehberinizin diğer eli ve sizin diğer elinizin nerede olduğudur? Eğer kalbinizdeyse elleriniz, siz doğru yerdesinizdir… Ben Pavitra, yoga eğitmeniyim ( http://www.yogha.net/) ve aynı zamanda yaşam koçuyum. Benim yaşam koçum ise Pelin; Çünkü kalbinden rehberlik ediyor. Yolu ise “sevgi”… Bu yolu sizinle paylaşıyor. Aynı yolda buluşmak dileğiyle…

-Pavitra

Merhaba sevgili Pelin, Seninle algıladığım benim için en büyük gerçek; kişinin hissedişinin oluşturduğu bir ortam (ruh hali) olduğu. ve bu hal in, muhatab tarafından bilinçli ya da bilinçsiz algılandığı ve cevab verildiği.. senin ifadene göre “öğrenilmişlerin öğretiliyor oluşu”. yani geçmiş hikayelerine mesafe koyamamanın cezası olarak aynı hikayeleri tekrar tekrar yaşamak durumunda kalış. ceza dedim çünkü geçmişle ya da geçmişten doğru yaşamak, an ının yokolması. an ın farkındalığını yaşayamamak ise cezaların en büyüğü değil mi? sevgilerimle, selamette olman duasıyla..

-Rehunma

Ne yapacağımı bilemiyorum. Uykularım kaçıyor. Ya da çok fazla uyuyorum. Anneme ve aileme hiçbir şey diyemiyorum. Söylersem annem daha çok hastalanır ve ailemin diğer fertleri de bunu sürekli yüzüme vururlar diye korkuyorum. Hiçbir şey yokmuş gibi davranıyorum, ama içim patlamaya hazır bir yanardağ gibi Neden mi? Çok borcum var. Kredi kartları ve krediler vs. memurum; aldığım maaş malum. Neye yettireceğimi bilemiyorum. Pelin çıkıyor karşıma. İş yerimden çok sevdiğim bir arkadaşımın çok sevdiği bir arkadaşı (Artık benim de öyle:)) yaşam koçu! Pelin’de ilk algıladığım şey çok güzel pozitif bir enerji. Eğlenceli, hayatı olduğu gibi kabul eden bir kız! Çok hoşuma gitti. Ona derdimi anlatma ihtiyacı hissettim. Doğal olarak gelişti bu durum. Sonra bana yaşam koçluğu yaptığını ve istersem bana yardım edebileceğini söyledi. Kabul ettim tabii. Ertesi hafta konuşmalara başladık. İlk sorusu “Yaşam Koçu” dendiğinde ne anladığımdı. Benim anladığım şey; hayatı nasıl daha iyi yaşamamız gerektiğini öğreten kişiydi. Ama Pelin’de farklı şeylerde vardı tabii. Onun tarifi ise daha güzeldi “Yol Arkadaşlığı”, gerçekten de öyle! Pelin’le konuştuğumuz zamanlarda kendimi gerçekten çok iyi hissediyorum. Ona para hariç bir sürü derdimi anlatıyorum. O da bana sorular sorarak bunların neden kaynaklandığının farkına varmamı sağlıyor. Farkına varma! Farkındalık! Evet, insan hayatında neler yaşadığının ve kendinin farkında olmalı ki kendini değiştirebilsin. Neden mi kendini? Çünkü hayatta her şey insanın kendisiyle başlıyor. Doğuyor (hayata merhaba diyor), büyüyor (hayat devam ediyor) ve ölüyor (burada hayat bitiyor demeyeceğim). Bu zaman zarfında kişi başkasının hayatını yaşamıyor, kendi hayatını yaşıyor. İnsanın bu süreleri çok daha iyi yaşaması için farkındalık gerekiyor. İnsan ilk önce kendini değiştirmeli ki toplumu da değiştirebilsin ve mutlu olabilsin. Pelin bana kendimin farkına vardırdı. Neden bu kadar çok para harcadığımın nedenlerini gösterdi. Harcamamam için beraber yollar keşfettik. Tabii bunları burada anlatmayacağım J bana borçlarımı nasıl ödeyeceğimi ve bunu ailem ile paylaşacak uygun bir yol olabileceğini düşünmeme teşfik etti. Teşfik etti diyorum çünkü her ne yaptıysam kendim karar verdim. Ben de bunu istiyordum fakat sürekli öteliyordum. Her geçen gün benim daha zararıma oluyordu. Çünkü korkuyordum; cesaretim yoktu. Pelin hep yanımda beni zorluyordu haklı olarak (aynı bir sporcuyu zorlayan koçu gibi). Neler yapabileceğimi paylaşıyorduk. Ben hep öteliyordum. En sonunda hedeflediğimizi yaptım. Kartları iptal ettirdim. Şimdi çok rahatım. Ve de çok güzel bir arkadaşlığım oldu. Çok mutluyum. Her zaman sıkıntıda olduğumda yanımda. Koçum ve arkadaşım. Duygu ve düşüncelerimi yazmanın ve onların beni nerelere götürdüğünü görmemi sağlayan Yaşam Koçum. Parayı sevmemi sağlayan koçum ve hayata farklı bakmaya başlamamı sağlayan arkadaşım! Evet Yaşam Koçluğu! Kimdir Yaşam Koçu? İnsanın hayatta kendi başına yenemediği olayları Yol arkadaşlığı ile çözüme kavuşturan, bunu gerek sorular sorarak veya mantıklı çözümler göstererek sana yardımcı olan, gerekse hayata değişik pencerelerden bakılabileceğini farkına vardıran, bu sayede insanın sıkıntılarını geride bırakarak hedeflerine daha çabuk ulaşmasını sağlayan kişi. Ben Yaşam Koçumla tanıştığım için çok mutluyum. Seni seviyorum Pelin ve TEŞEKKÜR EDERİM:)

Şebnem Çataloğlu

SEVGİLİ …. Bugün… 22 Ekim Perşembe… Bugün; Yasamak İçin Affettim! Bu motto’yu yaymayı görev edinmiş Sevgili Pelin Narin Tekinsoy ile geçtiğimiz pazar kahvaltı etmeye karar verdik. Önce güzel bir yürüyüş ardından harika bir pazar kahvaltısı Ortaköy’de yaptık. Eşzamanlı secimler… Açtı belki karnımız ama asil açlığımızı anladım sohbetimizeymiş. Buluştuğumuz andan ayrıldığımız ana kadar çenemiz durmadı. Ayrıldığımız an ‘da aksam 20 sularıydı. Son zamanlarda kafam çok dolu idi, çok şeyi aynı anda düşünüp hızlı karar verme sürecinde olduğum için yorulmuştum. Sevgili Pelin hepsini tek tek gözden geçirtip sakince taşları oturtmama yardım etti. Allah’ım dünyanın en sabırlı kişisi olan ben 2. sıraya düştüğümü fark ettim Aksam rahat uyumanın püf noktası bence bu! Feleğin çemberinden fıldır fıldır geçip duran Güler’in biraz daha ağır çekimle soluklanmasına olanak tanıdı. Ve yıllardır fark etmediğim için atladığım, rüyalarımla ön haberini aldığım kişiyi affetmemi sağladı. Harikasın Pelin teşekkürler.

Güler Pınarbaşı

Para Koçluğuna başlamadan önce savurgan, parasının değerini bilmeyen, paranın her şey olduğuna ve beni güçlü yaptığına inanan, para konusunu konuşmaktan çekinen ve dünya kadar borcu olan bir insandım. Para koçluğu almaya başladığımda; aslında bunun faydalı olacağını düşünmüyordum. Yine de bir şey kaybetmeyeceğim için denemek istedim ve şimdi diyorum ki iyi ki denemişim ve para koçluğu almışım Koçluk almaya başladıktan sonra paramın benim için ne kadar değerli olduğunu anladım. Birçok şeyi (cinsellik-sevgi-güçlü olma) paraya yüklediğimi ve bu yüzden de borçlarımın bitmediğini ve bir türlü tasarruf edemediğimin farkına vardım. Koçluk almaya başladığımın 3.haftasından itibaren farkındalık kazanmaya ve para koçluğunun faydasını görmeye başladım. Önceleri para konusunda konuşmaktan utanıyordum ve insanlar benim parasız olduğumu (güçsüz olduğumu) anlamasınlar diye sürekli veriyordum. Verdiklerimi de hep kredi kartından harcıyordum. Çünkü o zaman insanlar beni daha çok sevecek ve beni çok güçlü görecekler diye düşünüyordum. Ama koçluk almaya devam ettikçe paranın hiçbir değerinin olmadığını ve bununla hiçbirşey elde edemeyeceğimi anladım. Artık “borçlarım olduğunu”, eğer param yoksa “parasız olduğumu” ve açsam “açım” şeklinde kendimi ifade edebildiğimi gördüm. Önceleri parfüm-tişört v.s. bu tarz ürünlerin pazarlamasını yapmak ve arkadaşlarıma, eşime dostuma, satmak istiyordum. Bir sürü işe giriştim ve kimse bana “…… borçları var, paraya ihtiyacı var, o yüzden bunları satıyor” demesin diye, aldığım bütün ürünler elimde kalmıştı. Para Koçluğu aldıktan sonra bunların hepsini satmaya ve para kazanmaya başladım. Para Kazandıkça da kendime güven duymaya başladım. Borçlarımı da yavaş yavaş yoluna koydum. Hatta borçlarım olmasına rağmen ufak ufak tasarruf bile yapmaya başladım. Kısacası; 1. Para benim için bir amaçken araç haline geldi. 2. Para harcama alışkanlığım konusunda farkındalık kazanmaya başladım ve para harcama alışkanlığımı değiştirdim. 3. Borçlarımdan kurtulmaya başladım. 4. En önemlisi de paranın her şey olmadığını anladım. 5. Ve hatta ufak çapta borçlarıma rağmen başka bir tarafta tasarruf yapmaya bile başladım J 6. Kredi kartlarımın sayısını azalttım ve kontrollü bir şekilde kullanmaya başladım.

M (Kara) Acar

Hayatı basit algılasak ve halimizden son derece memnun olsak da; hepimizin gerçekleştirmeyi hayal ettiği ya da daha iyi olmasını istediği birşeyler ve hatta olmak istediği daha iyi bir Ben var. Ancak çoğu zaman bu isteklerimiz ile şu an bulunduğumuz nokta arasında bir mesafe bulunuyor. Eğer hayal dünyasında yaşamıyor ya da Polyannacılık yapmıyorsak; o veya bu şekilde bu mesafenin farkındayız. Eğer bu mesafeden memnunsanız ve sizi rahatsız etmiyorsa ne âlâ. Ancak ben özellikle bu mesafenin farkında olan ve bunu düzeltme isteği taşıyan girişimcilerin ve yoğun tempoda çalışan profesyonellerin sayısının azımsanmayacak kadar çok olduğunu biliyorum. Ne var ki; bu kişilerin farkında oldukları bu mesafeyi ortadan kaldırmak konusunda çoğu zaman çaresiz ya da ne yapacağını bilmez bir halde olduklarını gözlemliyorum. Siz de bu kişilerden biriyseniz; muhtemelen karşınıza çıkan problemlerin gelişmenizi ve ilerlemenizi sekteye uğrattığını ve bu problemlerin kaynağının çoğu zaman dışarıda değil içeride olduğunu biliyorsunuz; ama bu problemlerle nasıl başedeceğinizi bilmiyorsunuz. Neyse ki olumlu bir şeyler var: En azından bu mesafeyi ortadan kaldırmanız gerektiğinin farkındasınız.  Peki nasıl? Terzi her zaman kendi söküğünü dikemeyebilir. O halde başka bir terzi bulmalı. Bu terzinin adı “Yaşam Koçu”. Yaşam koçu nedir? Bunun cevabını gelin bir yaşam koçundan dinleyelim: “Yaşam koçu bireylerin gediklerini onarır.” diyor Pelin Narin Tekinsoy. Peki kişi kendi gediklerini kapatamaz mı? Bazen evet, bazen hayır. Bunun belirli sebepleri var. Öncelikle kişi kendine karşı her zaman dürüst ya da eleştirel olamayabilir. Eşiniz, dostunuz, kardeşiniz ise size karşı objektif olamayabilirler. Çünkü onlarla aranızda duygusal bir çıkar ilişkisi vardır. Örneğin sevgiliniz siz üzülmeyin diye sizi düşündürecek ya da farkına varıp hoşnutsuzluk duyacağınız bir eleştiride bulunmaktan çekinebilir ve devamlı size sizin ekseninizde, sizin memnun olduğunuz biçimde davranabilir. Anneniz veya babanız ise korumacı yaklaşım sergileyip eksiğinizin farkına varmanızı engelleyebilirler. Daha bir çok örnek verebilirim. İşte yaşam koçu bu noktada devreye giriyor. Yaşam koçu; sizinle hiçbir çıkar ilişkisi bulunmayan objektif bir yol arkadaşıdır. Gedikleri onaran muhabbetli bir yol arkadaşı. Siz değişmeye karar verdiğiniz andan itibaren sizinle yan yana yürür ve sürekli size bir ayna tutar. O aynaya sadece bakmanızı değil, aynaya baktığınız zaman görmenizi de sağlar. Size şu anki durumunuzu gösterir. Farkında olduğunuz eksiklerinizi kapatmak için ne yapmanız gerektiği hakkında bilgiler verir, önerilerde bulunur; en sonunda da bu bilgileri deneyimlemenize ve böylece içselleştirmenize yardımcı olur. Nihayet; artık neyi nasıl yaptığınızın – doğru veya yanlış – tümüyle farkında olmaya başlarsınız. Yaşam koçu size pek çok konuda yardımcı olabilir. Güven sorununuz olabilir, korkularınız olabilir, öfkenizi kontrol edemiyor olabilirsiniz, sosyal sıkıntılarınız olabilir, duygusal ilişkilerinizde sorun yaşıyor olabilirsiniz, insan ilişkilerinde sıkıntılarınız olabilir, stresle mücadele etmekten yorulmuş olabilirsiniz, zamanınızı veya paranızı iyi yönetemiyor olabilirsiniz, sizi tüketen alışkanlıklarınız olabilir….İyi bir yaşam koçu bunlar gibi pek çok konuda size koçluk yapabilir. Peki yaşam koçunuzu seçerken nelere dikkat etmeniz gerekir? Öncelikle size yaşam koçluğunun ne olduğunu çok iyi anlatması ve sizin de kendisinden ne beklediğinizi tam olarak kavradığını size göstermesi gerekir. En başından birbirini anlamayan iki kişi aynı yolda nasıl yürür? İkinci olarak iyi ve güvenilir bir yaşam koçu seanslara başlamadan önce mutlaka bir sözleşme hazırlar ve bu sözleşmede kendisini de bağlayan maddeler bulunur. Örneğin konuşulan ve paylaşılan herşeyin gizli tutulacağı gibi…Ayrıca sizin istediğiniz an çalışmayı sona erdirme hakkınızın da olduğunu size açıkca söylemesi gerekir. Ve tabi son olarak en önemlisi mutlaka koçluk eğitimi almış olması ve her yıl belirli süreler zorunlu eğitimlere katılıp bilgilerini güncel tutuyor olması gereklidir. Unutmayın ki gediklerinizin farkında olmak zayıflık değil, güçtür! Kendini bilen kendini yönetir. Ve kendini yöneten dünyayı yönetir. Yaşam koçluğu hakkında daha detaylı bilgi almak için www.pelinnarin.com websitesini ziyaret etmenizi öneririm. Sevgili Pelin’e yine bu websitesi üzerinden ulaşabilirsiniz. “He who knows others is wise. He who knows himself is enlightened.” – Lao Tzu

Ender Bozkurt

Pelin Narin Tekinsoy Aile ve para haritası ondan sorulur Bizde ne yazık ki gözler hep starlara çevrilir. Varsa yoksa magazin!… Seda Sayan, Demet Akalın, Nihat Doğan… Oysa aramızda öyle değerler var ki Allahın lütfu güzel olmanın, şarkı söyleyebilmenin, modacı olup üç renk, beş payetle entari dikmenin ötesinde, kendini bilgiyle donatmış, kariyerinde basamakları yavaş yavaş ve büyük bir tevazu içinde tırmanmış, her şeyden öte insanlığa değer katmak için çalışmış buna rağmen bu ülke karmaşasında geri planda kalmış… Hem de asla hak etmedikleri şekilde… Bu becerikli insanları fırsat buldukça tanıtmak hoşuma gidiyor. Bunlardan biri de Pelin Narin Tekinsoy. Pelin hanım Aile ilişkileri ve Para Koçu. Koçluk yeni tanımlama. Takım koçu gibi… Bir futbol takımının koçu, basket koçu gibi… Geçende tanıştım. Her öğlen bir çok uydu ve yerel kanalda ortak yayın yaptığımız tv’deki ‘Ağız Tadıyla Muhabbet’ programımda. Oyle tatlı bir sohbet oldu ki dayanamadım sizlere de anlatmak istedim. Dünya derdi biter mi? Bitmez. Kişisel sorunlar biter mi? Bitmez… Para kıymeti bilinir mi? Bilinmez… Pelin Hanım bunların hepsine öyle bir harita çiziyor ki kendinizi dünyaya yeniden gelmiş gibi hissediyorsunuz. Pelin hanım aynı zamanda harita mühendisi. Tatlı bir anlatım, bilimsel ama tasavvufa dayanan bir dünya sevgisiyle yaklaşım içinizde ferahlık yaratırken, beyninize de düşünce ışığı yakıyor. Kendinizi tanıma fırsatı buluyorsunuz. Sorunların aslında karşınızdakinden değil kendinizden kaynaklandığını hissediyor ve soru cevap rahatlıyorsunuz. Terapi değil bu. Adeta bir dert ortaklığı. Nasılı, nasıl yapacağınıza karar veriyorsunuz. Bilip de inkar ettiğiniz doğrulara yaklaşıyorsunuz. Sevginin kapısını aralarken yaşadığınız her zorluğun aslın a kendi tercihleriniz olduğunun farkına varıyorsunuz. Çok basit. . Herkesin sorunlarının kendisine ait olduğunu, bir başkası için gereğinden fazla sorumluluk almanın karşınızdakini tembelliğe iteceğini, bu davranışın nezaket ve insancıl duygularla karıştırılmaması gereğini yakalıyorsunuz. Konuşarak uzlaşmanın en kestirme ve doğru yol olduğunu, evet demek kadar hayır demenin de bir çözüm olduğunu geç de olsa fark ediyorsunuz. Sen’li konuşmanın yumuşaklığını, hayatı örneklerle yumuşatmanın, fikrinizi örneklerle çoğaltmanın gerekliliğini çözüyorsunuz. Sır olmaktan uzaklaşıp, netleşiyorsunuz. Anlaşılabilir olmakla, karşındakini anlamanın farkını kendinizi tanıdıktan sonra daha iyi anlıyorsunuz. Herksin bir fikri, her fikrin bir değeri, her değerin bir ölçüsü olduğuna inanıyorsunuz. Aynaya baktığınızda ben bir değerim dediğinizde her şey çözülüyor. Siz bir değersiniz ve sizin değerinizi bilmeyenlerin değerini de onlara hissettirmeniz gerekmiyor. Dialoglarda karşı tarafı savunmaya iten sözcüklerden kaçınmayı öğreniyorsunuz. Bu da kendine güvenden geçiyor. Kendine güven aslında bir servet. Kendi fikrinle hareket ise paha biçilmez bir zenginlik. Bunun da sol anahtarı sevgi.Kendine ve karşındakine saygı… Vazgeçilmezlik aslında karşındakine duyduğun sevgi ve saygının bir izdüşümü. Onu sağlamak da karşınızdakine verdiğiniz güvenle orantılı… Pelin Hanım aynı zamanda Para Koçu… Küçük bütçelerin de devasa şirketlerin de… Servetin de… Aile içi planlamada kredi kartının nasıl kullanılacağından, çocukların harçlığına, mutfak giderinden tiyatro biletine kadar her harcamanın reçetesini veriyor. Uygulama da çok basit. Kararlara saygı… Pelin hanım evliliği iki şirket birleşmesine benzetiyor. Bireyler irer şirket. Şirketin başarılı olması için kızmak, gönül kırmak, kontrolü elden çıkarmak yok. Aslında, evliliği yönetmek büyük şirketleri yönetmekten daha zor.

Osman Tanburacı

Selam Dostlar; Kendimi her an iyi hissetmeyi ve hayatımdaki her şeyin sürekli olarak yolunda gitmesini gerçekten istiyor muyum ? İlk bakışta bu sorulara evet yanıtını vermeyecek biri var mıdır ? İnsanoğlu nelerin mümkün olduğuna ilişkin inançlarını aşıp onların ilerisine geçmek konusunda uzun ve olağanüstü bir tarihe sahiptir. Benim hikayemde bu içimdeki gücü olumlamaları bilmeden inançla, umutla, gayretle, hırsla 18 yaşındayken hayata geçirmeyi başarmıştım. Ama bunu tesadüfen yapmıştım. Hayatımda çok şeyi değiştirmeyi başarmıştım. Bir süre sonra ya bu yeteneğimi göz ardı etmiştim ya da bazı hayat derslerimden dolayı bütün her şey ters gitmeye başlamıştı. Uzun süre bu kabusun içinde sürüklendim. Bir süre önce tekrar içimdeki sakladığım unuttuğum adını koyamadığım bu durumdan çıkmaya karar verdim. Ve Pelin Narin TEKİNSOY’la çalışmaya başladım.Kendimi iyi hissetmek için ve iç huzurumu bulmak için taa içimdeki gücü gün ışığına çıkarmak için Pelin’ciğimle canlı derin sıcak bir duyguyla sistemli ve düzenli çalışarak ve her geçen gün bu yolculuğun keyfine vararak olumlu dönüşümü hayata geçirmeyi başardım. Öncelikle bu dönüşümü yaşamak konusunda istekli olmanız gerekiyor.Ve yaşamdaki her şeyin yolunda gittiği zamanları arttırmayı gerçekten istiyor musunuz? Önce bu soruyu kendinize sormanız gerekiyor. Yaşamınızdaki her şey derken işiniz,ilişkileriniz,yaratıcı anlayışınız kısacası hayatınızın merkezinde yer alan unsurları kasdediyorum. Bunu gerçekten istiyorsanız bütün sorularınızın cevabı Sevgili Pelin Narin TEKİNSOY’da Hayatınızın Uyum ve Ahenk ve Gelişim – Değişimlerinizin en kısa sürede size geri dönmesi dileğimle Sevgilerimle

Canan Eren

Koçluk bana ne kazandırdı. Merhabalar, Koçluk bana ne kazandırdı yerine, Pelin Narin Tekinsoy koçluğu ne kazandırdığını anlatsam daha iyi olacak. İlk olarak; Koçluk denildiği zaman aklıma şu gelmişti. Karşımda bir koç var. O bana söyleyecek ben yapacağım. Böylece benim beceremediğimi koçum becerecek, bütün sorunlarım çözülerek, hedeflerine ulaşmış, mutlu mesut bir insan olacağım. İlk seanstan itibaren yüzüme tokat gibi yediğim gerçekler, aslında olayın hiç te öyle olmadığını bana göstermeye başlamıştı. Her gittiğim seansta, kafamda kurguladığımın dışında bir şeyler yaşıyor ve görüyor olmak beni hayrete düşürüyordu. Her zaman başıma gelen talihsizliklerin başarısızlıkların, para harcamalarımın, ilişkilerimdeki sorunların nedenlerinin başka yerlerde, insanlarda ve olaylarda olduğunu düşünürdüm. Aslına bakarsanız bunu hiçte böyle olmadığını anladım. Sorunun asıl kaynağının geçmişimle ilgili yaşadıklarımla beraber, ben olduğunu gördüm. Bu kadar çok şeyin bu hale gelmesine, ben sebep olamam diye düşünüyordum. Her görüşmeye girdiğimde, anlamam gerekenleri fark etmeye başladım.. İlk başta kötü gelse de aslında gerçekleri görmek, kendi yarattığım bu dünyayı değiştirebileceğim anlamına gelmeye başlamıştı. Pelin, sadece hayatımdaki sorunlara neden olan, ilerlemememi engelleyen şeyleri görebilmem için elindeki feneri doğru noktaya tutuyordu. Ve ben aydınlanan o karanlık noktaya bakıp, sorunu detayları ile görüp, anlayıp, çözme fırsatını yakalıyorum. Burada fark ettiğim en önemli olay, kendi yarattığım veya kendime sürekli işlediğim bir sorunu, kendimden başka kimsenin çözemeyeceği idi. Bu aydınlanmadaki farkındalıklar ve düzelmeler bana yansıdıkça etrafımdaki kişilerde bu durumdan etkilemeye başlamıştı. Olaylara bakışım, duygularım kendi irademle ufak ufak değişmeye başlamıştı. En iyi tarafı, bu değişimlerin olumlu etkilerini koçluk devam ederken görmeye başlamıştım. İşte bunların hepsi benim için bir kazançtır. Duygularımı kontrol ediyor ve beni, yönetmelerine izin vermiyorum. Para mı harcarken gerçekten buna ihtiyacım olduğu için mi harcıyorum yoksa duygusal çöküntümü bastırmak için mi harcamaya çalışıyorum bunu fark ediyordum. Yaşadığım aksaklıkları geçmişimde yaşadığım bezer olaylara karşılaştırıyor, farkında olmadan kurguladığım yaşam senaryoları bozmaya başlıyordum. En önemlisi, yapmak istediklerimi gerçekten yapabileceğimi anlıyordum. Kendime engel olmak tan vazgeçmeyi öğrenmeye başlıyordum. Koçluk yapan kişilerin, hedefinize doğru ilerlerken, sizinle bilirlikte gelen, elinde tuttuğu ışık ile yolunuzu aydınlatan kişiler olduğunu düşünüyorum. Acaba önümde ne var diye tahminler ve varsayımlara göre yürümek yerine önünü görmeniz adımlarınızı daha iyi basmanıza ve gittiğiniz yolun nasıl bir yol olduğunu anlamamıza yarar. Belki de İyi bir çalışma ile kendi ışığınızı yarata bilir. Bu ışıktan başkalarının da faydalanmasını sağlayabilirsiniz. Etrafınızdaki diğer insanlara, tıpkı Pelin’in yaptığı gibi iyi bir yol arkadaşı olabilirsiniz.. Saygılar

Simon Page

Her kim okuyorsa bunu, tesadüf diye bir şeyin olmadığını söyleyerek hikayemi sizinle paylaşmak istiyorum. Eğerki okuyorsanız mutlaka ortak bir paydamız vardır. Adim Özgür, 2 yılı askın bir suredir ABD Newyork’ta yaşıyorum. Buraya gelme sebebim mutsuz bir evlilik yapmıştım ve pek çok insan gibi umutlarım ellerimde bir bardağın kırılışı gibi kırılmıştı ve ben kanamıştım. Şu an pek çok insan gibi diyebiliyorum o donemler Dünya’nın en çileli insani kendimi senirdim:))) Şu an öyle değil. ABD deki sürenin içerisinde yaşamımda devam eden tekrarları fark ettim. Ayni olay ve durumlar farklı isimler adi altında yineleniyordu. 1 yıl öncede Türkiye’den bir uzmandan çalışma aldım. Çekirdek inançla ilgili. Dürüst olmak gerekirse ısınmamıştım, çok yapay ve böyle gizemlere bürünülmüş gibi kafamın almadığı olumlamalar ve bir dünya farklı ve anlamadığım çalışmalar. Tahmin edersiniz ki sonuç hüsran:))) Tam 3 ay önce, bir arkadaşımla tartıştım. Çok sinirli biri olduğumu onu çok kırdığımı söyleyerek benimle ilişkisini kesti. Çok üzüldüm ve tekrardan araştırmaya başladım. Ne yapmalıyım diye internette yasam koçu ararken, Pelin Narin Tekinsoy ismiyle karşılaştım. Fakat ilginç olan bu bayan parayla çalışıyordu ve web sayfasından belirgin olarak gözüküyordu. Kendi kendime ne isim olur parayla dedim. Ama içimden bir ses bu bayan sana yârdim edecek diyordu. Oysa ben ilişkiler üzerine bir uzman arıyordum. “-Ne kaybederim? Tanışmış olurum.” Deyip, aradım. Ararken de meyve tezgâhında satış yapıyordum. Pelin Hanım’la konuşurken, bizim tezgah dolup taşıyor ve ben konuşamıyorum. Bir yandan İngilizce müşterilere satış yapmaya çalışıyorum, bir yandan da Pelin Hanım’la Türkçe konuşuyorum. Müşteriler de şaşkın hiç bilmedikleri dili duyuyorlardı:)) İzinli olduğum gün aradım sebepsiz bir güven duydum. Pelin Hanım’la ilk randevuyu belirledik. Skype üzerinden yaptık. Çok olumlu ve destaneydi ve hiç sıkılmadım. Sanırım 2 saatin üzerinde konuştuk. Eylemlerimi aldım ve çalışmaya başladım. 1. seansın sonunda ne mi oldu; “affetme” çalışmalarını yaptık ve ben tam 3 beden zayıfladım. Fit bir bedene sahibim su an. Eğer bir diyetisyene gitseydim en az 2000 doların sonucunda böyle bir sonucu bile kesinlikle alamazdım. Affettiğim insanlar, tekrardan hayatıma daha saygılı bir şekilde girmeye çalışıyorlar. İsimde zam aldım. Ayrıca ve bir de ortaklık teklifi değerlendiriyorum. Şu an devamını da daha sonraki seanstan sonra, yazacağım. Esen kalın. Yurtdışında yasayanlar içinde tavsiyem sizi sizin kültürünüzden biri daha iyi anlar. Yurt dışından danışmanlık almak yerine, kitle iletişim araçları gelişti. Skype veya diğer medya olanaklarını kullanıp Türkiye’den alin. Zira benzer duyguları taşıyoruz. Tabiki Pelin Narin Tekinsoy’a hem teşekkür ediyorum, hem de kendisini öneriyorum. Esen kalın, dostça kalın.

Özgür Laleoğlu

Sevigili Pelin; Koçluk eğitimi ve konuşma günlükleri benim için çok farklı ve hayal edebileceğimizn çok üstünde tecrübeler oldu ve olmaya devam ediyor. Her seans yeni keşifler ve bilgiler ile dolu; adım adım aydınlandığımı ve yüzkelşmelerimle daha donanımlı ve iyi bir insan haline geldiğimi görüyor ve hissediyorum. Sahip olduğun enerjini ve bilgini cömertçe benimle ve grup arkadaşlarımla paylaştığın için hem teşekkür ediyorum hem de sahip olduğun bu öğretme/öğrenme hevesiyle ben de motive oluyorum. Bana kattığın değerlerle hayat yolculuğumda daha iyi ve güvenli bir insana dönüşmemdeki katkın için teşekkür ederim. Bu yazdıklarım bir arkadaşın hatıra defterine yazar gibi görünse de çok seviyeli bir profeyonellik içeriyor ve dolayısıyla hoş sohbetlerden ziyade bana bilgi ve değer katıyor. iyi ki yollarımız kesişmiş ve koçluk eğitimi, grup koçluğu, psikoloji konularındaki tüm katkılarına nail olabildim. Başarılarının devamını dilerim.

Şermin Palamutcu

Mutlu olmayan insanların  Mutluymuş gibi davrandığı şu dünyada kendimize  dışardan bakarak  gerçekleşlerle yüzleşmenin  tam  zamanı. Bizi yolumuzda ilerlememizi engelleyen, önümüze ket koyan kendimizden başkası değil. Pelin Narin Tekinsoy  ile kafamda bir sürü cevaplamamış sorunun olduğu, bu sorulara kendimce cevaplar üretip geçeklerle alakası olmayan senaryolar  yazarak iyice çıkmaza girdiğim zamanlarda tanıştım.  Yaklışık 2 sene kadar süreyle koçluk çalıştık. Kendime dışardan bakmaya ve gerçekleri değerlendirme  görüşüne sahip oldum.  Hayatım da pek çok değişiklik beraberinde geldi . Hiç kolay değil di çok zorlandım. Ancak Pelin ile birlikte  seanlarda zorlukları inceleyerek bunları anlamak üzerinde durduk. Pek çok  olayın  kendi kendime  ürettiğim  korkulardan dolayı  başıma geldiğini fark ettim ve bunları  gerçek olup olmadıklarımı  sordum.  Bir çok korkumuM sebeplerini  bularak  bunları değitirdim.    Sevgiyi dengeli bir şekilde  almaya ve vermeye başladım . Bu  yolculuğumda  yanımda olup  yolumu aydınlattığı için ona teşekkür ederim.  Daha çok  yolumuz var .Aşar mıyız?  Aşarız. Kolaylıkla ve sevgiyle olsun.

Sinan Almaç

2013 Senesinde aldiğım yaşam koçluğu eğitimim uzun yıllar amatör kendi çevremde sınırlı kaldı.Bu zaman zarfında aldığım olumlu dönüşümler, işinin ehli profesyonel bir eğitimci arayışım ve “iyi ki” dediğim Pelin Narin Tekinsoy ile yolumun kesişmesi dönüm noktam oldu. Pelin Koçum afili cümlelerle ifade edilmeye yetmeyecek bir kimlik ve eğitmen.Kendi adıma sadece koçluk eğitimi aldığımı düşünmüyorum.Hayatı nasıl yorumlamam gerektiğini, dün bu gün ve yarın eksenindeki yaşattığı uyanışlarım, önce kendini sonra insanlari nasıl etkin dinlemem gerektiğini, bildiklerimin içinde aslında bilmediğim veya başka olasılıklarımın olduğunu bizzat deneyimledim.Eğitim ise o kadar genis ve tatmin ediciydiki diğer arkadaşlarım gibi ben de hiç bitmesin istedim.Öğrendiğimiz tüm bilgileri egzersizlerle pekiştirirken her birimiz hayatımıza dair büyük çözülme ve iç görü sahibi olduk.Eğitim sonrası yeni yolumda devam eden desteği, bir taraftan şefkat doluyken diğer taraftan da kendi gücümden beslenmeye itici güç sağladı. Ben işinin ehli Profesyonel yetkinliğe sahip eğitmen aradım, bununla birlikte insan kimliğinde şeffaflığını, maneviyatını, samimiyetini koruyan bir insana denk geldiğim için ayrıca kendimi şanslı adlediyorum. Gerek kendisini arıyan, gerek ise yolunu arıyan herkesin bir gün Pelin Narin Tekinsoy ile buluşmasını dilerim.

Elmas Uzel

Bi kağıt kalem al.. yaz hayalini dedi.. yazdım. Bi süre sonra hayretlerle izledim yazdıklarım birebir çıkmıştı ve sadece kararsız olduğum kısım farklıydı. Hayal kurunca nasıl da olduğunu gördüm. Sonra çalışmaya başladık birlikte ve beni öfkelendiren her şeyin nasılda eksikliğini hissettiğim duygularımın yansıması olduğunu gördüm. Korkunun ne demek olduğunu öğrenip, korkularımın nedenine anlam vererek onlarla barışmayı öğrendim ve o günden beri arkadaş oldum onlarla.. Çünkü bana göre ben her şey için geç kalmıştım. Ta ki bu düşüncenin korkularımla ilgili olduğunu anlayana kadar..Şimdi hepsinin farkındalığıylla yaşıyorum ve öğrendiklerimle kendimi iyileştirmeye devam ediyorum. Hayaller kurup gerçekleştirmeye devam ediyorum. Halen öğrendiklerimi uygular ve faydasını görürüm. Ve işin en güzel yanı neydi biliyor musunuz? Benim karşımda benim hislerimi hissedip gözlerinden yaş geldiğini görmekti. Samimi ve kalpten… Günümüzde her şeyin ticarete döküldüğü bu devirde Pelin Narin Hanım samimiyetiyle farklıydı benim gözümde.  Kalbiyle yapıyordu işini.. ve bugün ihtiyacım olsa, biliyorum ki hiçbir karşılık beklemeden, araya o yıllar girmemiş gibi destek olur bana. Araya o giren yıllar hiç yokmuş gibi çünkü. Her an kendisi aklımda ve yanımda olmayı başardı çünkü… Seni seviyorum Pelin Narin Tekinsoy,

Selma Büyükdağ

Kişisel gelişimin ucu kaçtığı şu yıllarda duymadığım akım, dinlemediğim seminer, okumadığım guru kalmadığı gibi sevgi yumağı kucaklaşmalarından hırpalanarak çıkanlardan, arabasını satan bilgelerden çekmediğim de kalmadı denebilir. Kiminden mühtiş faydalandım, kimine ise gülüp geçtim. Ama hep yaşamın amacının insanın kendini araması ve hiç bulamayacağını bildiği halde her yeni güne şükrederek zihin beden ruh dengesi yerinde başlaması olduğunu düşündüm. Bir nefeslik dünyada yaşamın ancak sevgiyle güzelleşebileceğine inandım. Yine olanı biteni sorgulamakta, kendi hayatımla ilgili bir yol ayrımına yaklaşmakta ve fakat hangi yöne gideceğime dair en ufak bir fikrim olmadığı bir anda, tabii ki tesadüf değil, karşıma Pelin, daha doğrusu kitabı çıktı. Ne tasarımı, ne yazım tadı değil özü idi beni itekleyen. Sağda solda, onda bunda aradığım yönümü onca zaman bulamamışken kitabın ortalarına doğru aslında yıllarca gözümün önünde duran ve demek ki bu “uyanma” anını bekleyen yeni yönümü de elimle koymuş gibi buldum. Benim için bu bir mucizedir. Ve tabii  kitabı bitirdiğimde tam olarak bir iç kaynaması hissettim. Hani içinizdeki dinamonun çalışmasıyla oluşan yerinde duramama hali, coşkunun damarlardan dışarı fırlama durumu, aşıkken hissedilen ekstra enerji. Pelin ( bu durumda kitaptaki danışmanım), elimden tuttu, yeni yolumda önüme çıkacağını bildiği korkulara karşı vakitlice uyardı, hazırladı, cesaret verdi ve arkamdan hafifçe iteledi. Hakikaten yeni yolumda heyecanla ama titrek adımlarla ilerlerken uyardıkları da bir bir farklı kılıklarda ama şeytan gibi çıktılar karşıma. Korkular!. Pabuç bırakmadım, yürüyorum. Beni bu yola hazırladığı için kitaba, kitap yazmakla kalmayıp  yaşam koçluğu yapan Pelin’e, beni Pelin’e ulaştıran Sinan’a ve kendi hayatımın kaptanı olmayı hep seçtiğim, yeni keşifler için de okyanuslara açılmaya cesaret ettiğim için kendime teşekkür ediyorum. Darısı başınıza.

Fem Güçlütürk

Sözcüklerimin arasından bir dalga misali, sana doğru akan selamımı kabul et Kabul et ki kelimelerim yüreğinin sahilinde dinlensin. Sana baktığımda aramızda yoğun bir sis vardı. zihninde yağmuru, eteklerinde çiçekler ve kalbinde ışığı görüyordum, bense zihnimde gürültülü bir ses, dudaklarımda ise nazik kelimeler dans ediyordu fakat suskundum.Çünkü bakışlarından, duygular göz bebeğimi mıh gibi delercesine bir birer içe dalıyorlardı.Bir an avare olmuştum. Bu benim ruhumun küçüklüğünden mi, yoksa senin ruhunun büyüklüğünden miydi o an bilememiştim. Ama sonra anladım bu benim, seni tanıma şeklinmiş, ilk defa böyle bir şey yaşadım. Çünkü sen bir melektin ve ben o heyecana kapılmıştım.Gölgesiz bir ışıktın ve gözlerim kamaşmıştı.Hayat sadece saatin tık taklarını tecrübe derken ben sende o tık takları his ettim ve gerçek sesini duydum.Hayatını yazarken belki de, kimse senin eline kalem vermedi. Sen zihnini kalem, yüreğini defter ve duygularını mürekkep yaptın ve inanıyorum ki kimse sana bundan daha güzel bir hikâye yazamazdı. Çünkü senin eserin yaşamaktan ziyade hissedilir, bu muhteşemdir.Sen beyinlere değil yüreklere eğitim veriyorsun.Sen rengi sonbahar da yaprakların hiş hiş sesleri arasında, damlayı yağmurda, dalgayı denizde, çalışmayı arı kovanında, hayatı geçmişte değil gelecekte öğretiyorsun. Ödev mi? ödevi duygularda veriyorsun, ne kadar büyüdüğümüzü anlayalım diye. Belki şu ana kadar kimse sormamış pelin yüreğin ne âlemde? Hala sıcak mı? Hala ışık var mı? Ama zaten sen gölgesiz bir ışıksın, sormamaları ondandır. 1rın anlamını pek çok insan bilmez ve 1 diye geçerler ama inan bana “ birin “dünya kadar anlamı var; 1 dünya, 1 kader, 1 anı, 1 hikâye, 1 hayat, 1aşk, 1 DOST 1 dost senin gibi, 1 pelin gibi büyük, narın, aşk barındıran, 1 dost elinde meşalesi olan 1dost, bilgeliği sevgi ile bilimi duygu ile dini maneviyat ve matematiği şiir ile harmanlayıp yüreğindeki okulun fanusunu yakmak isteyen bir DOST. Bu gün birkaç kişinin hayatına imza atıyor olabilirsin ve ya sadece kendi hayatına, ama kim bilir bir sonraki gelişinde belki dünyanın kaderine imza atanlardan olacaksın. Çünkü senin ruhun gölgesiz bir ışıktır ve o ışıkla yaşıyorsun. 1 pelin,1 dost söylediklerimi o güzel yüreğinle yorumlayasın diye, en son sana birkaç dakika sessizlik armağan ediyorum. Sevgiyle kal.

Ateke

Selamlar ben Murat Bugün sizlere koçluk eğitimim bana neler kattığı anlatacağım. Öncelikle kısaca kendimden bahsedeyim. 43 yasında, 9 senedir evli olan ve eşimle birlikte çocuk özlemiyle tutuşan biriydim. Aile olma konusunda sayısız denemelerimiz olmuş, gitmedik doktor, çalmadık kapı bırakmamış kişiler olmamıza rağmen, bir türlü sonuç alamamıştık. Ve bu süreç bizi oldukça yıpratmıştı. Tam her şeyden vazgeçmişken bir yakınımızın tavsiyesi ile esas çalışma alanı Para Koçluğu olan Pelin Narin ile tanıştık. Açıkçası konusu para olan bir “Koç”un bana ve aileme özellikle de eşime nasıl yardımcı olabileceği, ilk başlarda pek de mantıklı gelmemişti. İlk tanışmamızda sevgili Pelin bize, içtenlikle ve samimiyetle yaklaştı. Kafamda hala birtakım şüpheler varken Pelin’in samimiyeti ve içtenliği bize oldukça güven verdi ve eşimle çalışmalara başladılar. İlk zamanlar benim Pelin’den beklentim, Problemlerimizin çözümünde sihirli bir değnek ile bize yardımcı olacağı yönündeydi. Fakat ilerleyen zamanlarda işlerin böyle yürümediğini ve olaylara bakış şeklimizin, çözüm için etkili şey olduğunu öğrendik. Eşim Burcu için başladığımız koçluk çalışması, her ikimiz için de ilginç hale geldi. Zamanla hayata başka gözle bakmayı öğrendik. Süreç içinde “-her şeyi bilirim, yaparım” diye konuşmalarım, günden güne azaldı. Ben merkezciliğim köreldi. Olaylara daha farkı bakmayı ve değişik fikirler edinmek için başkalarından yardım almaya başladım. Bu bendeki ve ailemdeki değişiklerin ilk adımıydı. Pelin’le çalışmalarımız devam ettikçe, çevremle daha fazla iletişime geçiyor, fikirlerimi daha rahat şekilde ifade ediyordum. Kısacası kendimdeki değişikleri fark eder oldum. Bu da zamanla hoşuma gitmeye ve daha fazla öğrenme isteği oluşmasına sebep oldu. Eşim’e yardım için başladığımız koçluk çalışmaları eşimden daha fazla bana yardımcı oluyordu. Eşimin 10 seansta süreci sonlandırmasına rağmen, ben devam edip 2. kez üzerinden geçerek almaya karar verdim. Çalışmalarda her şey zamanla daha da yerine oturdu ve oturmaya da devam ediyor. Çünkü bu süreç asla bitmiyor ve hala devam ediyor… Bugün ise bir üçüz babası olarak şunu söyleyebilirim ki; hayatımda Pelin Narin ile çalışma, yaptığım doğru kararlardan biri olmuştur ve bu yazıyı okuyan herkese şunu tavsiye ederim ki, hayatınızda her ne olursa olsun ….belki işleriniz yolunda gitmiyor, belki parayı idare edemiyorsunuz, belki sevgi bulamıyorsunuz ……. bunun gibi sayısız zorluğun üstesinden gelemiyorsanız yapacağınız ilk şey değişime önce kendinden başlamanız olacaktır. Ve bunun için yardım alabileceğiniz güvenebileceğiniz kişi Sevgili Pelindir … Bize ve bana kattığın her türlü değer için teşekkürler PELİN iyi ki hayatımızdasın

Murat Almaç

“Hayatımdaki en büyük hedefim spor hayatımda başarıya ulaşmaktı. Kendime tek bir hedef koymuştum ve hedefime teknik olarak hiçbir bilgim olmadan tamamen içsel takiple ulaştım. Daha sonra kişisel gelişim uzmanı arkadaşım Pelin Narin Tekinsoy ile yaptığım çalışmalarla; aslında hedeflerimize doğru ilerlerken çok çetrefilli yollar yerine, doğru ve yerinde birkaç teknik hamleyle çok daha basit ulaşılabilindiğini fark ettim. Hangi iş dalı olursa olsun (keza benimki basketbol idi); iş ve özel hayatımızdaki dengeyi sağlamak adına bir yaşam koçuyla çalışmanın, kişinin her alandaki dengesini sağlamak açısından çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Özellikle sevgili Pelin Narin’in, sporcu geçmişi olan bir kişi olarak, tüm sıkıntıları gönülden anlayıp kişinin sorunlarının derinlerine inip çözebilecek kapasitede bir kişi olduğuna inanıyorum.”

Arzu Özyiğit

İlk profesyonelliğe geçişim bundan 20 yıl onceydı. Farklı bır yer farklı ınsanlarve farklı kültürden kişiler. Tek amaç başarılı olmak, kazanmak ve bır yerlerden tutunabilmek ti. Ben Filiz YÜKRÜK. Ligde bir çok takımda, Milli Takımlarda ve hatta yurt dışında, ülkemi temsil ettim. Bu kararları ve hedeflerimi gerçekleştirirken profesyonel bir yardım almayı bırakın, sezgileriniz ve sadece dışarıdan yönlendirmelerle hareket ediyorsunuz. Bu yüzden ne kadarda başarılı olsanız da hep keşkeleriniz oluyor sız tecrübelendikçe. Son iki yıldır hayatımda yasam kocu Pelin TEKİNSOY var. İki yıllık çalışma surecinde şunu anladım; keşke bu iletişimi çok daha erken alsaydım yada keşfedebilseydim. Tabiî ki Türkiye’de bu çok yeni bir keşif. Avrupa’da bu çok daha geniş ve kullanılan yaygın bir kavram artık. Zannedıyorum ufkumuzu biraz açıp denemekte fayda var. Çünkü sizde benim gibi şokları yasayacaksınız:)

Filiz Yükrük

Affedemeyenlerden misiniz? Önce yabancı bazı dizilerde ve filmlerde gözüme çarptı şu affetme konusu. Sonra bir baktım cümle alem diline dolamış. “Affetmek, affetmek” deyip duruyorlar. Kısaca herkes bir şekilde affetmenin gücünden, faydalarından, hayatınıza katacaklarından vs. bahsediyor. Ama kimse tam olarak nereden başlamanız gerektiğini, kimi veya neyi affetmeniz gerektiğini söylemiyor. Sanki “Onu da sen bul” der gibi lafı dolandırıp duruyorlar. Neyse ki Pelin var… Önce yabancı bazı dizilerde ve filmlerde gözüme çarptı şu affetme konusu. Sonra bir baktım cümle alem diline dolamış. “Affetmek, affetmek” deyip duruyorlar. Kısaca herkes bir şekilde affetmenin gücünden, faydalarından, hayatınıza katacaklarından vs. bahsediyor. Ama kimse tam olarak nereden başlamanız gerektiğini, kimi veya neyi affetmeniz gerektiğini söylemiyor. Sanki “Onu da sen bul” der gibi lafı dolandırıp duruyorlar. Neyse ki Pelin var… Bilmem fark ettiniz mi? Bugünlerde herkesin bir yaşam koçu var. Benimki de Pelin Narin TEKİNSOY. Hem koçum hem arkadaşım. Konusunda uzman, eğitimli, başarılı, inanılmaz enerjik biri Pelin. Geçenlerde sohbet sırasında “Affetme Seminerleri”ne başlayacağını hatta bu konuda bir de yazı yazacağını söyleyince “Hah” dedim, “Nedir, neyin nesidir bu affetme meselesi? Neden herkes affetmekten bahseder oldu? Bir tür moda mı yoksa gerçek bir ihtiyaç mı?” “Dur” dedi. “Önce şu yazımı yazayım, sen de bir oku sonra hala varsa soruların, sorarsın” dedi. Hafta başında yollamış. Hemen hevesle okudum. Bir hayli açık yazmış aslında. Ama mesleki deformasyondan olsa gerek ben yine tutamadım kendimi dizdim soruları. “İnsan önce kendisi için affedebilmeli demişsin ama nerden başlayacağım affetmeye? Yani önce kimi affedeceğim? Şu anda en çok kızgın olduğum kişiyi mi yoksa bu tür şeylere kızmama en başta neden olan başka birini mi? dedim. O da “Önce küçük küçük başlamalı, “kim” olduğu önemli değil” dedi. “İyi de tam olarak nasıl affedeceğim. Alıp elime telefonu “Seni affettim” desem yeter mi? Yoksa önce içimde hazmetmem mi gerek atılan kazıkları” dedim. Güldü. “Hadi bakalım “Seni affettim” demekle olmuyor. Durumu kurtarmak için “–mış gibi” de yapabiliyoruz. Hazmedeyim derken hasta da edebilir insan kendini. Onun yerine atılana kazıklara “takılmak” yerine, onları nasıl kullanacağına bakmak gerekli” dedi. “Affetmeye başlamazsam ruhum kadar bedenim de etkilenebilir mi bu yoğun negatiflikten?” dedim. “Evet. Bilimsel olarak da yapılan çalışmalar neticesinde de bazı kalp ve tansiyon hastalarında olduğu gibi geçmişlerindeki olumsuzluklara takılıp kendilerini hasta ediyorlar” dedi. “Peki affetmek tek taraflı bir işlem mi? Mesela ben seni affettim diyelim. Senin bundan haberin olmalı mı?” dedim. “Beni affettiğini bilmeme reel olarak gerek yok. Çünkü ben seni kırdığımın bile farkında olmaya bilirim. Ama bunu konuşup benimle yapabiliyorsan ballı kaymak” dedi. “Birini hayatımdan çıkarmak için önce onu affetmem mi gerek?”diye sordum. “Bazen hayatımızda kişi ya da kişileri değiştiremeyebiliriz (anne, baba, akrabalar gibi) ama onlarla olan oyunumuzu değiştirebiliriz. Kişilere baktığımız yönü değiştirdiğimizde, hayatımızdaki paylarını değiştiririz. Bu yüzden cevap çok basitçe “EVET”tir” dedi. “Herkes veya her şey affedilebilir mi? Mesela bir taciz mağduru tacizcisini affedebilir mi? Yoksa bazı şeyler “Affedilmez” olarak mı kalmalı?” dedim. “Her şey affedilebilir, çok zor olsa da zaman gerekli. Günümüzde pek çok yöntem ve uygulama var bu konuda yardımcı olduğu bilinen. Zaman akıp gidiyor, geçmişi değiştiremeyiz. Ama gelecek, düşünce ve hislerimizin değişimi ile birlikte şekillenmekte” dedi. Konu affetme olunca aklıma tabii aldatan sevgili ve eşler de geldi. Böyle bir davranışı affetmek mümkün değilmiş gibime geliyor. Ama Pelin “Yenisi bulmakla beraber ‘İyi ki aldatmış” bile diyebilir insan” diyor. Ona göre “Öldürmeyen şey güçlendirir!” Bana göre de…

Sabanur Kıraç

Yaşam yolumuz uzun.. Bu yolda yürürken her ne vasıfla yürüyor olsanız da mesleğiniz, kimliğiniz her ne olursa olsun bazen bir rehbere ihtiyaç duyarsınız. İç sesinizi size dinletir o rehber.. Kendinize saf bir şekilde bakmanızı sağlar. O saflıkta edinilen farkındalıklar hayatınıza yansır hayatınızı değiştirir, dönüştürür.. Bunu rehber değil siz yaparsınız. Rehberiniz sizin sadece elinizden tutar. Ama asıl önemli olan; acaba rehberinizin diğer eli ve sizin diğer elinizin nerede olduğudur? Eğer kalbinizdeyse elleriniz, siz doğru yerdesinizdir… Ben Pavitra, yoga eğitmeniyim ( http://www.yogha.net/) ve aynı zamanda yaşam koçuyum. Benim yaşam koçum ise Pelin; Çünkü kalbinden rehberlik ediyor. Yolu ise “sevgi”… Bu yolu sizinle paylaşıyor. Aynı yolda buluşmak dileğiyle…

-Pavitra

Merhaba sevgili Pelin, Seninle algıladığım benim için en büyük gerçek; kişinin hissedişinin oluşturduğu bir ortam (ruh hali) olduğu. ve bu hal in, muhatab tarafından bilinçli ya da bilinçsiz algılandığı ve cevab verildiği.. senin ifadene göre “öğrenilmişlerin öğretiliyor oluşu”. yani geçmiş hikayelerine mesafe koyamamanın cezası olarak aynı hikayeleri tekrar tekrar yaşamak durumunda kalış. ceza dedim çünkü geçmişle ya da geçmişten doğru yaşamak, an ının yokolması. an ın farkındalığını yaşayamamak ise cezaların en büyüğü değil mi? sevgilerimle, selamette olman duasıyla..

-Rehunma

Ne yapacağımı bilemiyorum. Uykularım kaçıyor. Ya da çok fazla uyuyorum. Anneme ve aileme hiçbir şey diyemiyorum. Söylersem annem daha çok hastalanır ve ailemin diğer fertleri de bunu sürekli yüzüme vururlar diye korkuyorum. Hiçbir şey yokmuş gibi davranıyorum, ama içim patlamaya hazır bir yanardağ gibi Neden mi? Çok borcum var. Kredi kartları ve krediler vs. memurum; aldığım maaş malum. Neye yettireceğimi bilemiyorum. Pelin çıkıyor karşıma. İş yerimden çok sevdiğim bir arkadaşımın çok sevdiği bir arkadaşı (Artık benim de öyle:)) yaşam koçu! Pelin’de ilk algıladığım şey çok güzel pozitif bir enerji. Eğlenceli, hayatı olduğu gibi kabul eden bir kız! Çok hoşuma gitti. Ona derdimi anlatma ihtiyacı hissettim. Doğal olarak gelişti bu durum. Sonra bana yaşam koçluğu yaptığını ve istersem bana yardım edebileceğini söyledi. Kabul ettim tabii. Ertesi hafta konuşmalara başladık. İlk sorusu “Yaşam Koçu” dendiğinde ne anladığımdı. Benim anladığım şey; hayatı nasıl daha iyi yaşamamız gerektiğini öğreten kişiydi. Ama Pelin’de farklı şeylerde vardı tabii. Onun tarifi ise daha güzeldi “Yol Arkadaşlığı”, gerçekten de öyle! Pelin’le konuştuğumuz zamanlarda kendimi gerçekten çok iyi hissediyorum. Ona para hariç bir sürü derdimi anlatıyorum. O da bana sorular sorarak bunların neden kaynaklandığının farkına varmamı sağlıyor. Farkına varma! Farkındalık! Evet, insan hayatında neler yaşadığının ve kendinin farkında olmalı ki kendini değiştirebilsin. Neden mi kendini? Çünkü hayatta her şey insanın kendisiyle başlıyor. Doğuyor (hayata merhaba diyor), büyüyor (hayat devam ediyor) ve ölüyor (burada hayat bitiyor demeyeceğim). Bu zaman zarfında kişi başkasının hayatını yaşamıyor, kendi hayatını yaşıyor. İnsanın bu süreleri çok daha iyi yaşaması için farkındalık gerekiyor. İnsan ilk önce kendini değiştirmeli ki toplumu da değiştirebilsin ve mutlu olabilsin. Pelin bana kendimin farkına vardırdı. Neden bu kadar çok para harcadığımın nedenlerini gösterdi. Harcamamam için beraber yollar keşfettik. Tabii bunları burada anlatmayacağım J bana borçlarımı nasıl ödeyeceğimi ve bunu ailem ile paylaşacak uygun bir yol olabileceğini düşünmeme teşfik etti. Teşfik etti diyorum çünkü her ne yaptıysam kendim karar verdim. Ben de bunu istiyordum fakat sürekli öteliyordum. Her geçen gün benim daha zararıma oluyordu. Çünkü korkuyordum; cesaretim yoktu. Pelin hep yanımda beni zorluyordu haklı olarak (aynı bir sporcuyu zorlayan koçu gibi). Neler yapabileceğimi paylaşıyorduk. Ben hep öteliyordum. En sonunda hedeflediğimizi yaptım. Kartları iptal ettirdim. Şimdi çok rahatım. Ve de çok güzel bir arkadaşlığım oldu. Çok mutluyum. Her zaman sıkıntıda olduğumda yanımda. Koçum ve arkadaşım. Duygu ve düşüncelerimi yazmanın ve onların beni nerelere götürdüğünü görmemi sağlayan Yaşam Koçum. Parayı sevmemi sağlayan koçum ve hayata farklı bakmaya başlamamı sağlayan arkadaşım! Evet Yaşam Koçluğu! Kimdir Yaşam Koçu? İnsanın hayatta kendi başına yenemediği olayları Yol arkadaşlığı ile çözüme kavuşturan, bunu gerek sorular sorarak veya mantıklı çözümler göstererek sana yardımcı olan, gerekse hayata değişik pencerelerden bakılabileceğini farkına vardıran, bu sayede insanın sıkıntılarını geride bırakarak hedeflerine daha çabuk ulaşmasını sağlayan kişi. Ben Yaşam Koçumla tanıştığım için çok mutluyum. Seni seviyorum Pelin ve TEŞEKKÜR EDERİM:)

Şebnem Çataloğlu

SEVGİLİ …. Bugün… 22 Ekim Perşembe… Bugün; Yasamak İçin Affettim! Bu motto’yu yaymayı görev edinmiş Sevgili Pelin Narin Tekinsoy ile geçtiğimiz pazar kahvaltı etmeye karar verdik. Önce güzel bir yürüyüş ardından harika bir pazar kahvaltısı Ortaköy’de yaptık. Eşzamanlı secimler… Açtı belki karnımız ama asil açlığımızı anladım sohbetimizeymiş. Buluştuğumuz andan ayrıldığımız ana kadar çenemiz durmadı. Ayrıldığımız an ‘da aksam 20 sularıydı. Son zamanlarda kafam çok dolu idi, çok şeyi aynı anda düşünüp hızlı karar verme sürecinde olduğum için yorulmuştum. Sevgili Pelin hepsini tek tek gözden geçirtip sakince taşları oturtmama yardım etti. Allah’ım dünyanın en sabırlı kişisi olan ben 2. sıraya düştüğümü fark ettim Aksam rahat uyumanın püf noktası bence bu! Feleğin çemberinden fıldır fıldır geçip duran Güler’in biraz daha ağır çekimle soluklanmasına olanak tanıdı. Ve yıllardır fark etmediğim için atladığım, rüyalarımla ön haberini aldığım kişiyi affetmemi sağladı. Harikasın Pelin teşekkürler.

Güler Pınarbaşı

Para Koçluğuna başlamadan önce savurgan, parasının değerini bilmeyen, paranın her şey olduğuna ve beni güçlü yaptığına inanan, para konusunu konuşmaktan çekinen ve dünya kadar borcu olan bir insandım. Para koçluğu almaya başladığımda; aslında bunun faydalı olacağını düşünmüyordum. Yine de bir şey kaybetmeyeceğim için denemek istedim ve şimdi diyorum ki iyi ki denemişim ve para koçluğu almışım Koçluk almaya başladıktan sonra paramın benim için ne kadar değerli olduğunu anladım. Birçok şeyi (cinsellik-sevgi-güçlü olma) paraya yüklediğimi ve bu yüzden de borçlarımın bitmediğini ve bir türlü tasarruf edemediğimin farkına vardım. Koçluk almaya başladığımın 3.haftasından itibaren farkındalık kazanmaya ve para koçluğunun faydasını görmeye başladım. Önceleri para konusunda konuşmaktan utanıyordum ve insanlar benim parasız olduğumu (güçsüz olduğumu) anlamasınlar diye sürekli veriyordum. Verdiklerimi de hep kredi kartından harcıyordum. Çünkü o zaman insanlar beni daha çok sevecek ve beni çok güçlü görecekler diye düşünüyordum. Ama koçluk almaya devam ettikçe paranın hiçbir değerinin olmadığını ve bununla hiçbirşey elde edemeyeceğimi anladım. Artık “borçlarım olduğunu”, eğer param yoksa “parasız olduğumu” ve açsam “açım” şeklinde kendimi ifade edebildiğimi gördüm. Önceleri parfüm-tişört v.s. bu tarz ürünlerin pazarlamasını yapmak ve arkadaşlarıma, eşime dostuma, satmak istiyordum. Bir sürü işe giriştim ve kimse bana “…… borçları var, paraya ihtiyacı var, o yüzden bunları satıyor” demesin diye, aldığım bütün ürünler elimde kalmıştı. Para Koçluğu aldıktan sonra bunların hepsini satmaya ve para kazanmaya başladım. Para Kazandıkça da kendime güven duymaya başladım. Borçlarımı da yavaş yavaş yoluna koydum. Hatta borçlarım olmasına rağmen ufak ufak tasarruf bile yapmaya başladım. Kısacası; 1. Para benim için bir amaçken araç haline geldi. 2. Para harcama alışkanlığım konusunda farkındalık kazanmaya başladım ve para harcama alışkanlığımı değiştirdim. 3. Borçlarımdan kurtulmaya başladım. 4. En önemlisi de paranın her şey olmadığını anladım. 5. Ve hatta ufak çapta borçlarıma rağmen başka bir tarafta tasarruf yapmaya bile başladım J 6. Kredi kartlarımın sayısını azalttım ve kontrollü bir şekilde kullanmaya başladım.

M (Kara) Acar

Hayatı basit algılasak ve halimizden son derece memnun olsak da; hepimizin gerçekleştirmeyi hayal ettiği ya da daha iyi olmasını istediği birşeyler ve hatta olmak istediği daha iyi bir Ben var. Ancak çoğu zaman bu isteklerimiz ile şu an bulunduğumuz nokta arasında bir mesafe bulunuyor. Eğer hayal dünyasında yaşamıyor ya da Polyannacılık yapmıyorsak; o veya bu şekilde bu mesafenin farkındayız. Eğer bu mesafeden memnunsanız ve sizi rahatsız etmiyorsa ne âlâ. Ancak ben özellikle bu mesafenin farkında olan ve bunu düzeltme isteği taşıyan girişimcilerin ve yoğun tempoda çalışan profesyonellerin sayısının azımsanmayacak kadar çok olduğunu biliyorum. Ne var ki; bu kişilerin farkında oldukları bu mesafeyi ortadan kaldırmak konusunda çoğu zaman çaresiz ya da ne yapacağını bilmez bir halde olduklarını gözlemliyorum. Siz de bu kişilerden biriyseniz; muhtemelen karşınıza çıkan problemlerin gelişmenizi ve ilerlemenizi sekteye uğrattığını ve bu problemlerin kaynağının çoğu zaman dışarıda değil içeride olduğunu biliyorsunuz; ama bu problemlerle nasıl başedeceğinizi bilmiyorsunuz. Neyse ki olumlu bir şeyler var: En azından bu mesafeyi ortadan kaldırmanız gerektiğinin farkındasınız.  Peki nasıl? Terzi her zaman kendi söküğünü dikemeyebilir. O halde başka bir terzi bulmalı. Bu terzinin adı “Yaşam Koçu”. Yaşam koçu nedir? Bunun cevabını gelin bir yaşam koçundan dinleyelim: “Yaşam koçu bireylerin gediklerini onarır.” diyor Pelin Narin Tekinsoy. Peki kişi kendi gediklerini kapatamaz mı? Bazen evet, bazen hayır. Bunun belirli sebepleri var. Öncelikle kişi kendine karşı her zaman dürüst ya da eleştirel olamayabilir. Eşiniz, dostunuz, kardeşiniz ise size karşı objektif olamayabilirler. Çünkü onlarla aranızda duygusal bir çıkar ilişkisi vardır. Örneğin sevgiliniz siz üzülmeyin diye sizi düşündürecek ya da farkına varıp hoşnutsuzluk duyacağınız bir eleştiride bulunmaktan çekinebilir ve devamlı size sizin ekseninizde, sizin memnun olduğunuz biçimde davranabilir. Anneniz veya babanız ise korumacı yaklaşım sergileyip eksiğinizin farkına varmanızı engelleyebilirler. Daha bir çok örnek verebilirim. İşte yaşam koçu bu noktada devreye giriyor. Yaşam koçu; sizinle hiçbir çıkar ilişkisi bulunmayan objektif bir yol arkadaşıdır. Gedikleri onaran muhabbetli bir yol arkadaşı. Siz değişmeye karar verdiğiniz andan itibaren sizinle yan yana yürür ve sürekli size bir ayna tutar. O aynaya sadece bakmanızı değil, aynaya baktığınız zaman görmenizi de sağlar. Size şu anki durumunuzu gösterir. Farkında olduğunuz eksiklerinizi kapatmak için ne yapmanız gerektiği hakkında bilgiler verir, önerilerde bulunur; en sonunda da bu bilgileri deneyimlemenize ve böylece içselleştirmenize yardımcı olur. Nihayet; artık neyi nasıl yaptığınızın – doğru veya yanlış – tümüyle farkında olmaya başlarsınız. Yaşam koçu size pek çok konuda yardımcı olabilir. Güven sorununuz olabilir, korkularınız olabilir, öfkenizi kontrol edemiyor olabilirsiniz, sosyal sıkıntılarınız olabilir, duygusal ilişkilerinizde sorun yaşıyor olabilirsiniz, insan ilişkilerinde sıkıntılarınız olabilir, stresle mücadele etmekten yorulmuş olabilirsiniz, zamanınızı veya paranızı iyi yönetemiyor olabilirsiniz, sizi tüketen alışkanlıklarınız olabilir….İyi bir yaşam koçu bunlar gibi pek çok konuda size koçluk yapabilir. Peki yaşam koçunuzu seçerken nelere dikkat etmeniz gerekir? Öncelikle size yaşam koçluğunun ne olduğunu çok iyi anlatması ve sizin de kendisinden ne beklediğinizi tam olarak kavradığını size göstermesi gerekir. En başından birbirini anlamayan iki kişi aynı yolda nasıl yürür? İkinci olarak iyi ve güvenilir bir yaşam koçu seanslara başlamadan önce mutlaka bir sözleşme hazırlar ve bu sözleşmede kendisini de bağlayan maddeler bulunur. Örneğin konuşulan ve paylaşılan herşeyin gizli tutulacağı gibi…Ayrıca sizin istediğiniz an çalışmayı sona erdirme hakkınızın da olduğunu size açıkca söylemesi gerekir. Ve tabi son olarak en önemlisi mutlaka koçluk eğitimi almış olması ve her yıl belirli süreler zorunlu eğitimlere katılıp bilgilerini güncel tutuyor olması gereklidir. Unutmayın ki gediklerinizin farkında olmak zayıflık değil, güçtür! Kendini bilen kendini yönetir. Ve kendini yöneten dünyayı yönetir. Yaşam koçluğu hakkında daha detaylı bilgi almak için www.pelinnarin.com websitesini ziyaret etmenizi öneririm. Sevgili Pelin’e yine bu websitesi üzerinden ulaşabilirsiniz. “He who knows others is wise. He who knows himself is enlightened.” – Lao Tzu

Ender Bozkurt

Pelin Narin Tekinsoy Aile ve para haritası ondan sorulur Bizde ne yazık ki gözler hep starlara çevrilir. Varsa yoksa magazin!… Seda Sayan, Demet Akalın, Nihat Doğan… Oysa aramızda öyle değerler var ki Allahın lütfu güzel olmanın, şarkı söyleyebilmenin, modacı olup üç renk, beş payetle entari dikmenin ötesinde, kendini bilgiyle donatmış, kariyerinde basamakları yavaş yavaş ve büyük bir tevazu içinde tırmanmış, her şeyden öte insanlığa değer katmak için çalışmış buna rağmen bu ülke karmaşasında geri planda kalmış… Hem de asla hak etmedikleri şekilde… Bu becerikli insanları fırsat buldukça tanıtmak hoşuma gidiyor. Bunlardan biri de Pelin Narin Tekinsoy. Pelin hanım Aile ilişkileri ve Para Koçu. Koçluk yeni tanımlama. Takım koçu gibi… Bir futbol takımının koçu, basket koçu gibi… Geçende tanıştım. Her öğlen bir çok uydu ve yerel kanalda ortak yayın yaptığımız tv’deki ‘Ağız Tadıyla Muhabbet’ programımda. Oyle tatlı bir sohbet oldu ki dayanamadım sizlere de anlatmak istedim. Dünya derdi biter mi? Bitmez. Kişisel sorunlar biter mi? Bitmez… Para kıymeti bilinir mi? Bilinmez… Pelin Hanım bunların hepsine öyle bir harita çiziyor ki kendinizi dünyaya yeniden gelmiş gibi hissediyorsunuz. Pelin hanım aynı zamanda harita mühendisi. Tatlı bir anlatım, bilimsel ama tasavvufa dayanan bir dünya sevgisiyle yaklaşım içinizde ferahlık yaratırken, beyninize de düşünce ışığı yakıyor. Kendinizi tanıma fırsatı buluyorsunuz. Sorunların aslında karşınızdakinden değil kendinizden kaynaklandığını hissediyor ve soru cevap rahatlıyorsunuz. Terapi değil bu. Adeta bir dert ortaklığı. Nasılı, nasıl yapacağınıza karar veriyorsunuz. Bilip de inkar ettiğiniz doğrulara yaklaşıyorsunuz. Sevginin kapısını aralarken yaşadığınız her zorluğun aslın a kendi tercihleriniz olduğunun farkına varıyorsunuz. Çok basit. . Herkesin sorunlarının kendisine ait olduğunu, bir başkası için gereğinden fazla sorumluluk almanın karşınızdakini tembelliğe iteceğini, bu davranışın nezaket ve insancıl duygularla karıştırılmaması gereğini yakalıyorsunuz. Konuşarak uzlaşmanın en kestirme ve doğru yol olduğunu, evet demek kadar hayır demenin de bir çözüm olduğunu geç de olsa fark ediyorsunuz. Sen’li konuşmanın yumuşaklığını, hayatı örneklerle yumuşatmanın, fikrinizi örneklerle çoğaltmanın gerekliliğini çözüyorsunuz. Sır olmaktan uzaklaşıp, netleşiyorsunuz. Anlaşılabilir olmakla, karşındakini anlamanın farkını kendinizi tanıdıktan sonra daha iyi anlıyorsunuz. Herksin bir fikri, her fikrin bir değeri, her değerin bir ölçüsü olduğuna inanıyorsunuz. Aynaya baktığınızda ben bir değerim dediğinizde her şey çözülüyor. Siz bir değersiniz ve sizin değerinizi bilmeyenlerin değerini de onlara hissettirmeniz gerekmiyor. Dialoglarda karşı tarafı savunmaya iten sözcüklerden kaçınmayı öğreniyorsunuz. Bu da kendine güvenden geçiyor. Kendine güven aslında bir servet. Kendi fikrinle hareket ise paha biçilmez bir zenginlik. Bunun da sol anahtarı sevgi.Kendine ve karşındakine saygı… Vazgeçilmezlik aslında karşındakine duyduğun sevgi ve saygının bir izdüşümü. Onu sağlamak da karşınızdakine verdiğiniz güvenle orantılı… Pelin Hanım aynı zamanda Para Koçu… Küçük bütçelerin de devasa şirketlerin de… Servetin de… Aile içi planlamada kredi kartının nasıl kullanılacağından, çocukların harçlığına, mutfak giderinden tiyatro biletine kadar her harcamanın reçetesini veriyor. Uygulama da çok basit. Kararlara saygı… Pelin hanım evliliği iki şirket birleşmesine benzetiyor. Bireyler irer şirket. Şirketin başarılı olması için kızmak, gönül kırmak, kontrolü elden çıkarmak yok. Aslında, evliliği yönetmek büyük şirketleri yönetmekten daha zor.

Osman Tanburacı

Selam Dostlar; Kendimi her an iyi hissetmeyi ve hayatımdaki her şeyin sürekli olarak yolunda gitmesini gerçekten istiyor muyum ? İlk bakışta bu sorulara evet yanıtını vermeyecek biri var mıdır ? İnsanoğlu nelerin mümkün olduğuna ilişkin inançlarını aşıp onların ilerisine geçmek konusunda uzun ve olağanüstü bir tarihe sahiptir. Benim hikayemde bu içimdeki gücü olumlamaları bilmeden inançla, umutla, gayretle, hırsla 18 yaşındayken hayata geçirmeyi başarmıştım. Ama bunu tesadüfen yapmıştım. Hayatımda çok şeyi değiştirmeyi başarmıştım. Bir süre sonra ya bu yeteneğimi göz ardı etmiştim ya da bazı hayat derslerimden dolayı bütün her şey ters gitmeye başlamıştı. Uzun süre bu kabusun içinde sürüklendim. Bir süre önce tekrar içimdeki sakladığım unuttuğum adını koyamadığım bu durumdan çıkmaya karar verdim. Ve Pelin Narin TEKİNSOY’la çalışmaya başladım.Kendimi iyi hissetmek için ve iç huzurumu bulmak için taa içimdeki gücü gün ışığına çıkarmak için Pelin’ciğimle canlı derin sıcak bir duyguyla sistemli ve düzenli çalışarak ve her geçen gün bu yolculuğun keyfine vararak olumlu dönüşümü hayata geçirmeyi başardım. Öncelikle bu dönüşümü yaşamak konusunda istekli olmanız gerekiyor.Ve yaşamdaki her şeyin yolunda gittiği zamanları arttırmayı gerçekten istiyor musunuz? Önce bu soruyu kendinize sormanız gerekiyor. Yaşamınızdaki her şey derken işiniz,ilişkileriniz,yaratıcı anlayışınız kısacası hayatınızın merkezinde yer alan unsurları kasdediyorum. Bunu gerçekten istiyorsanız bütün sorularınızın cevabı Sevgili Pelin Narin TEKİNSOY’da Hayatınızın Uyum ve Ahenk ve Gelişim – Değişimlerinizin en kısa sürede size geri dönmesi dileğimle Sevgilerimle

Canan Eren

Koçluk bana ne kazandırdı. Merhabalar, Koçluk bana ne kazandırdı yerine, Pelin Narin Tekinsoy koçluğu ne kazandırdığını anlatsam daha iyi olacak. İlk olarak; Koçluk denildiği zaman aklıma şu gelmişti. Karşımda bir koç var. O bana söyleyecek ben yapacağım. Böylece benim beceremediğimi koçum becerecek, bütün sorunlarım çözülerek, hedeflerine ulaşmış, mutlu mesut bir insan olacağım. İlk seanstan itibaren yüzüme tokat gibi yediğim gerçekler, aslında olayın hiç te öyle olmadığını bana göstermeye başlamıştı. Her gittiğim seansta, kafamda kurguladığımın dışında bir şeyler yaşıyor ve görüyor olmak beni hayrete düşürüyordu. Her zaman başıma gelen talihsizliklerin başarısızlıkların, para harcamalarımın, ilişkilerimdeki sorunların nedenlerinin başka yerlerde, insanlarda ve olaylarda olduğunu düşünürdüm. Aslına bakarsanız bunu hiçte böyle olmadığını anladım. Sorunun asıl kaynağının geçmişimle ilgili yaşadıklarımla beraber, ben olduğunu gördüm. Bu kadar çok şeyin bu hale gelmesine, ben sebep olamam diye düşünüyordum. Her görüşmeye girdiğimde, anlamam gerekenleri fark etmeye başladım.. İlk başta kötü gelse de aslında gerçekleri görmek, kendi yarattığım bu dünyayı değiştirebileceğim anlamına gelmeye başlamıştı. Pelin, sadece hayatımdaki sorunlara neden olan, ilerlemememi engelleyen şeyleri görebilmem için elindeki feneri doğru noktaya tutuyordu. Ve ben aydınlanan o karanlık noktaya bakıp, sorunu detayları ile görüp, anlayıp, çözme fırsatını yakalıyorum. Burada fark ettiğim en önemli olay, kendi yarattığım veya kendime sürekli işlediğim bir sorunu, kendimden başka kimsenin çözemeyeceği idi. Bu aydınlanmadaki farkındalıklar ve düzelmeler bana yansıdıkça etrafımdaki kişilerde bu durumdan etkilemeye başlamıştı. Olaylara bakışım, duygularım kendi irademle ufak ufak değişmeye başlamıştı. En iyi tarafı, bu değişimlerin olumlu etkilerini koçluk devam ederken görmeye başlamıştım. İşte bunların hepsi benim için bir kazançtır. Duygularımı kontrol ediyor ve beni, yönetmelerine izin vermiyorum. Para mı harcarken gerçekten buna ihtiyacım olduğu için mi harcıyorum yoksa duygusal çöküntümü bastırmak için mi harcamaya çalışıyorum bunu fark ediyordum. Yaşadığım aksaklıkları geçmişimde yaşadığım bezer olaylara karşılaştırıyor, farkında olmadan kurguladığım yaşam senaryoları bozmaya başlıyordum. En önemlisi, yapmak istediklerimi gerçekten yapabileceğimi anlıyordum. Kendime engel olmak tan vazgeçmeyi öğrenmeye başlıyordum. Koçluk yapan kişilerin, hedefinize doğru ilerlerken, sizinle bilirlikte gelen, elinde tuttuğu ışık ile yolunuzu aydınlatan kişiler olduğunu düşünüyorum. Acaba önümde ne var diye tahminler ve varsayımlara göre yürümek yerine önünü görmeniz adımlarınızı daha iyi basmanıza ve gittiğiniz yolun nasıl bir yol olduğunu anlamamıza yarar. Belki de İyi bir çalışma ile kendi ışığınızı yarata bilir. Bu ışıktan başkalarının da faydalanmasını sağlayabilirsiniz. Etrafınızdaki diğer insanlara, tıpkı Pelin’in yaptığı gibi iyi bir yol arkadaşı olabilirsiniz.. Saygılar

Simon Page

Her kim okuyorsa bunu, tesadüf diye bir şeyin olmadığını söyleyerek hikayemi sizinle paylaşmak istiyorum. Eğerki okuyorsanız mutlaka ortak bir paydamız vardır. Adim Özgür, 2 yılı askın bir suredir ABD Newyork’ta yaşıyorum. Buraya gelme sebebim mutsuz bir evlilik yapmıştım ve pek çok insan gibi umutlarım ellerimde bir bardağın kırılışı gibi kırılmıştı ve ben kanamıştım. Şu an pek çok insan gibi diyebiliyorum o donemler Dünya’nın en çileli insani kendimi senirdim:))) Şu an öyle değil. ABD deki sürenin içerisinde yaşamımda devam eden tekrarları fark ettim. Ayni olay ve durumlar farklı isimler adi altında yineleniyordu. 1 yıl öncede Türkiye’den bir uzmandan çalışma aldım. Çekirdek inançla ilgili. Dürüst olmak gerekirse ısınmamıştım, çok yapay ve böyle gizemlere bürünülmüş gibi kafamın almadığı olumlamalar ve bir dünya farklı ve anlamadığım çalışmalar. Tahmin edersiniz ki sonuç hüsran:))) Tam 3 ay önce, bir arkadaşımla tartıştım. Çok sinirli biri olduğumu onu çok kırdığımı söyleyerek benimle ilişkisini kesti. Çok üzüldüm ve tekrardan araştırmaya başladım. Ne yapmalıyım diye internette yasam koçu ararken, Pelin Narin Tekinsoy ismiyle karşılaştım. Fakat ilginç olan bu bayan parayla çalışıyordu ve web sayfasından belirgin olarak gözüküyordu. Kendi kendime ne isim olur parayla dedim. Ama içimden bir ses bu bayan sana yârdim edecek diyordu. Oysa ben ilişkiler üzerine bir uzman arıyordum. “-Ne kaybederim? Tanışmış olurum.” Deyip, aradım. Ararken de meyve tezgâhında satış yapıyordum. Pelin Hanım’la konuşurken, bizim tezgah dolup taşıyor ve ben konuşamıyorum. Bir yandan İngilizce müşterilere satış yapmaya çalışıyorum, bir yandan da Pelin Hanım’la Türkçe konuşuyorum. Müşteriler de şaşkın hiç bilmedikleri dili duyuyorlardı:)) İzinli olduğum gün aradım sebepsiz bir güven duydum. Pelin Hanım’la ilk randevuyu belirledik. Skype üzerinden yaptık. Çok olumlu ve destaneydi ve hiç sıkılmadım. Sanırım 2 saatin üzerinde konuştuk. Eylemlerimi aldım ve çalışmaya başladım. 1. seansın sonunda ne mi oldu; “affetme” çalışmalarını yaptık ve ben tam 3 beden zayıfladım. Fit bir bedene sahibim su an. Eğer bir diyetisyene gitseydim en az 2000 doların sonucunda böyle bir sonucu bile kesinlikle alamazdım. Affettiğim insanlar, tekrardan hayatıma daha saygılı bir şekilde girmeye çalışıyorlar. İsimde zam aldım. Ayrıca ve bir de ortaklık teklifi değerlendiriyorum. Şu an devamını da daha sonraki seanstan sonra, yazacağım. Esen kalın. Yurtdışında yasayanlar içinde tavsiyem sizi sizin kültürünüzden biri daha iyi anlar. Yurt dışından danışmanlık almak yerine, kitle iletişim araçları gelişti. Skype veya diğer medya olanaklarını kullanıp Türkiye’den alin. Zira benzer duyguları taşıyoruz. Tabiki Pelin Narin Tekinsoy’a hem teşekkür ediyorum, hem de kendisini öneriyorum. Esen kalın, dostça kalın.

Özgür Laloğlu

RANDEVU ALMAK İÇİN İLETİŞİME GEÇEBİLİRSİNİZ.

PELİN NARİN TEKİNSOY